Hani bazen duruyorsun orada öylece… Sessiz, masumca… Başın önde ve koca dünya ardında bekliyorsun öylece… Ürkek, dünyaya yeni gelmiş yavrucuklar gibi meraklı gözlerle bakıyorsun ya etrafına ve hani görünce beni uzakdan da olsa açıveriyor ya cennet bahceleri o zehra cemalinde işte o an ayağımın altından kayıyor alem, titriyor küre-i arz!
Evet Hira! Artık alıştın bazı şeylere… Mesela dur durak bilmeden yürümeye. İlk başlarda hatırlarım sorar dururdun neden bu kadar çok yürüyoruz diye ama şimdilerde muazzam bir teslimiyetle bıraktın kendini yollara… Ellerin ellerimde… Henüz anlamadın neden o kadar çok yürüyorum ve neden bu kadar çok düşünüyorum… Ama alıştın hiç değilse öyle zannediyorum ki çok yakın bir zamanda beni anlayacak ve bu yürüme işini benden çok seveceksin!
