Sözüm ona büyük şehirde yaşam, hayat hakkında söylenen yalanlardan ibaret. Şimdi bu söylenen tüm yalanları unutun ve dağların, bayırların, ağaçların, sisin, çamurun, bulutların ve sessizliğin…
SendenKalan Kalan Ne Varsa
SendenKalan ne varsa..
Sözüm ona büyük şehirde yaşam, hayat hakkında söylenen yalanlardan ibaret. Şimdi bu söylenen tüm yalanları unutun ve dağların, bayırların, ağaçların, sisin, çamurun, bulutların ve sessizliğin…
”ama bir de bi köşe de gölgelenen, ömrü hayatlarında iyilik yapıp kötülükten fellik fellik kaçan ay gibi pırıl pırıl parlayan insanlar olacak ki… Onlar niye…

Dedim ya insandan değerli arabaların olduğu bir yer burası… Koca İstanbul… Ahh neyse gel Çınaraltı’na gidelim bir bardak çay biraz börek… Bak o imrenilen boğaz işte burası… Bir çiçeğin renginde güzelliği bulamayanlar buraya muhteşem derler. Bir çay daha söylesek iyi olur, büyük olsun çayımız malum dertlerimiz büyük! Sana hep ne derdin var be kardeşim senin diye soranlara pek cevap vermene gerek yok seni anlamazlar nede olsa senin derdin sana güzel. Güzel demek pek yakışmasa da bu zulme sabredeceğiz. Susacağız ve bekleyeceğiz. Suskun olmak bize çok şey katar emin ol nasıl susar nasıl sessiz kalırım deme en büyük haykırış biz de biliyorsun. Zaman ne güzel geçiyor… Gitmek istiyorsun biliyorum hadi kalk vakit geldi, borcumuzu ödeyelim devam edelim….

Seninle adım attığım her yere şimdi iki kere basıyorum..! Bir senin için birde benim.. Yokluğunu telafi ediyorum aklımca.. Aslında hiç olmayışını düşünüyorum sonra.. Sonra gözümün önüne geliyorsun.. Giriyorsun koluma sana İstanbulu gezdiriyorum.. Sahillere gelince o deli rüzgarlar üşütmesin diye seni kendime sarılıyorum.. İçime çekiyorum uzun uzun rüzgarla seni.. Sonra tutuyorum elinden uzun uzun yürüyorum o beykozun bomboş sahillerini.. Yorulduğunu fark ediyorum bi ara bir bankda soluklanıyoruz.. Ellerin başımda.. Gözlerim maviler içinde.. Etraf sessiz, kimsesiz.. Sağıma bakıyorum Yoksun! Soluma bakıyorum Yoksun! Sonra kaldırıyorum başımı gökyüzünün o ağlamaya yüz tutmuş siyahlığında buluyorum seni.. İçimden öyle çok seviyorum ki seni.. Dayanamayıp ağlıyorsun bana! Yüzüme düşen yüzlerce damladan birinin senin olabileceği umudu ile saatlerce ıslanıyorum.. Sonra kesiyorsun ağlamayı.. Başımı eğiyorum önüme.. Bu sefer ben sana ağlıyorum! Ama sen ıslanmıyorsun!