"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Muhabbetle…

Âşıklara din ne hacet

Ne sanıyoruz kendimizi?
Doktor… Bakan… Müdür… vs.. Ne sanıyoruz ki kendimizi?

Asl olan nedir bu hayatta? Müdür, doktor yada herhangi bir mevkii sahibi olmakmı? Bütün bunlar bizi ölümden uzaklaştırabilecekmi? Neyi neden yapıyoruz öyle ise.. Oku oku oku ve sonra aniden bir trafik kazasında öl! Bütün ilim mürvetini göremeden gitti! Peki ya sonra? Doktor olmak için okuduğun onca kitap ölünce de işimize yarayacakmı? Yoksa biz ha la farkında değilmiyiz bazı şeylerin? Hastaneler cayır cayır feryad ile inliyor! Ya ben.. Evimde çayım bilgisayarım zevk-ü sefa.. Peki ya şükür? İllede tokat mı gerek şükür için? İlle de bi yerimizmi eksilsinki Mevlaya dönelim? İllede bi müsibet mi gelsin ki O’nu analım?

Zaman… Masal…

Yusuf dedi Züleyha;

”Sevdim seni, seni sevdiysem, bir eşikten geçtiğimdendir. Bir kentin içine düştüğümden ve bir kenti içime düşürdüğümden. Ben ki tüm savaşlarımda hem kumandan hem neferdim. Bu yüzden seni sevdim.

Ve biliyor musun, seni sevdiysem, bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara cesetlerin biçildiği o mecliste, senin yanında yer almış olduğumu hatıramda taşıyor olduğumdandır bu. Bunca kolay terkediyorsam varlığımı senin varlığına o şimşek parıltısı anın anısını gözbebeklerimde saklıyor oluşumdandır.

“Bir çocuğu mutlu edeceğiz.”

Lütfen şimdi yazacaklarımı pür dikkat okuyunuz. Yazının sonunda “bende yardımda bulunmak istiyorum” derseniz eğer ki İnşaallah dersiniz.. Lütfen burayı tıklayarak benimle irtibata geçiniz…

Tarih 2007 Temmuz…

Askerlik yaptığım güzel Bingöl de havalar oldukca sıcak.. Her zaman ki gibi çarşı iznini mütevazi bir şekilde Irmak cafe de Mustafa abimin ikram ettiği Türk kahvesi ve püfür püfür nargilemle keyiflendiriyor, eşe dosta telefon açarak keyfime keyif katıyorum.. Saat ler öğlene doğru geldiğinde mekanımızın gazeteleride masa masa dağıtılıyor.. Mustafa abim bilir benim okumayı sevdiğimi ilk bana veriyor..

Başlıyorum gazetemin sayfalarını çevirmeye.. Her zaman ki klasik türk medyamız etrafı kargaşaya katmak için bire bin katarak olayları sunuyor önüme.. Sayfaları çevirirken birden bire bir köşede takılıyorum ve başlıyorum okumaya..

Bu köşe yanlış hatırlamıyorsam “Uzat Elini” köşesi idi.. Bu köşede engelli kardeşlerimiz yaşadıkları sıkıntıları buraya taşıyarak bir çözüm yolu arıyorlar maalesef…. Bütün ilanları teker teker okuyarak cep telefonumdan numarası olanlara tek tek mesaj gönderiyorum..