"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Muhabbetle…

“Hekimoglu İsmail” Röportaj Serisi:2

Hocam peki bu konuda gençlere olan tavsiyeniz nedir?
Evvela gençlerin önünde üç tane büyük tehlike var! Biri içki! Diğeri Kumar! Öbürü Fuhuş! Bu üç tehlikeden hangisine düşerse genç mahvolur…! Bunlar zaten günah da bunlar dan birine hangi arkadaşım düştü ise bitti, kayboldu gitti… Onun için bu günkü gençler İçkiden, Kumardan, Fuhuşdan uzak kalacak bu bir… İkincisi Lisan öğrenecek ya da bir sanat öğrenecek ki kimseye muhtaç olmasın.. Bir lisan öğrenmek bi fakülte bitirmek gibidir. İki lisan iki fakülte!
Yani bir genç soracak kendine… Gelecekde dilenmemek için ne yapmalıyım?
Sanat yok.. Lisan yok.. Ne yapacak? Dilenecek! Geçenler de Çengelköy de bir arkadaşımı gördüm okul arkadaşım ha! Dileniyor!

Birbirimize Sahip Çıkacağız.. Sizde katılın!

Aziz  Hanım kardeşlerim…
Artık yeter diyenlerdenseniz şayet…
Lütfen aşşağıdaki duyuruyu dikkatle okuyunuz ve vaktiniz müsait ise lütfen bu eyleme sizlerde katılınız.

Yine okullar açılıyor, yine aynı görüntülere şahit oluyoruz:

Bir grup kadın duvarın berisinde arkadaşlarının serbestçe girip çıktığı okula girememenin sıkıntısını; gencecik bir yaşta yetkili parmaklarca işaret edilmenin eziyetini; kalabalıklar içerisinde yalnız kalmanın hüznünü; eğitim, aş, iş gibi en temel insan haklarını kendisi için ulaşılmaz kılan sistemin utanç verici ağırlığını yaşıyor. Ve her şeyin ötesinde, daha belki yaşları yirmilere henüz varmış genç kadınlar bir özgürlük mücadelesinde ayakta kalmaya zorlanıyor.

Susturmayın beni kalemler…

Ey Hayat!
Ey koca boş dünya!
Ey uçsuz bucaksız feza!
Nereye.. Kime bu gidiş! Nedir bu sizdeki serzeniş? Neden görünmez dibiniz… Gözlerimin alabildiğini görmek yetmez gayrı bu fanii halime… Çare bulun artın söyleyin dermanı nerede! Kime, nasıl gideyimde avutayım bu gönlümü? Neye, nasıl bağlanayaımda susturayım bu sözümü?

Röportaj: Bir imamın sıradışı mücadelesi

Hekimoğlu Ali Paşa Haziresi’ndeki mezar taşlarını gösteren ‘Kaybolan Medeniyetimiz’i sadece bir ‘mezar taşları kitabı’ olarak değerlendirmek üzereydik ki, arkasında, çok daha fazlasının, 24 yıllık bir mücadeleden sonra ortaya konmuş örnek bir cami projesinin olduğunu fark ettik. İmam ve cami kavramları üzerine bir kez daha düşünmeyi gerekli kılan bu projenin mimarı, felsefe mezunu olduğu halde imamlığı tercih eden Hattat Hüseyin Kutlu. 1976’da başladığı Ali Paşa Camii imamlığından 2001’de istifa eden Kutlu, hayalindeki cami projesini hayata geçirdiği için mutlu; ancak ‘maya’nın tutması için bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Ona göre meselenin çözümü, caminin ve imamın tarifini yeniden yapmaktan geçiyor.