
Ey Allah’ım…
Sana bu mektubu kalbi yaşlı pişman bir gönül ile yazıyorum…
Senin bana ettiğin o yüce fedakarlıklara ben hep isyan ile haram ile günah ile karşılık verdim…
Senden gafil olmadım amma senide tam bilemedim.

Ey Allah’ım…
Sana bu mektubu kalbi yaşlı pişman bir gönül ile yazıyorum…
Senin bana ettiğin o yüce fedakarlıklara ben hep isyan ile haram ile günah ile karşılık verdim…
Senden gafil olmadım amma senide tam bilemedim.
Ey güzel Ney…
Neylersinde böylesine derinden gelir sesin…
Nasıl ve niçin bu kadar derindir nefesin…
Bu derdime derman Ney lesin…

Şu an vatani görevini yapmakda olan Fatih İraz kardeşime, Tüm Şehid lerimize ve Mehmedciğe….
Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı?.. Belki… Daha ölmedim!
Gayet gariptirki uzadıkca kısalan bir hayat yaşıyoruz. Günler geçtikce yaşanılması muhtemel günlerin sayısı azalıyor. Her günü dünün tekrarı sayıp yaşayan mahvoluyor, gününü diğerinden ayıramayan kahroluyor…
Küçücük İnsan türlü dertlerle ve olaylarla imtihan olup Asr-ı Saadet için durmadan koşuyor.. Kimileride O Gül bahcelerinden habersiz bu dünya da dikenleri kendilerine gül belliyor…
İnsan çalışan ve çalışmak zorunda olan bir varlıktır.
Helal kazanç için çalışmak ibadettir. Maddi hayatı dengede tutmak müslümanın görevidir. “Ben ahireti kazanacağım” diyerek bu dünyadan el etek çekilemez. Şayet böyle bir niyeti var ise zat-ı kişi nin gece o sıcak pamuk yatağından kalkar abdestini alır başı secdede kalır… Böylece ahirette binler güneş onun için doğacaktır…