"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Muhabbetle…

Mutlaka sure-i ve’l asr’ı okurmuş, bu neden?..

Sıradan günler bir biri ile yarışırken artık bu yarışa bir son verme zamanı geldiğini düşündüğüm bir vakitte gözümü seher vakti beş elli de o ölümün küçük kardeşi, bitmek tükenmek bilmeyen uykudan açtım… Güneş çoktan mesaisine başlamış tüm mevcudat bin bir hal ile tesbihata koyulmuştu. Ben ise gözleri yarı uykulu olan biteni seyre daldım…

Uzun zamandır görüşemediğim dostlarla görüşemediğimiz sürenin binde biri kadar bile bir vakit sürmeyecek zaman diliminde hasbihal eyledik… İyi de geldi hani… Çok uzun sürmesede sevdiğim İnsanları görmek mutlu olmama kafii geliyor bazen…

Hüsran

Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,
İslam’ı uyandırmak için haykıracaktım.
Gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak,
Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!
Haykır! ‘Kime, lakin? Hani sahibleri yurdun?

Hakim ol ya Rab!

Hakim’sin!
Hakimimsin… Adımımın, soluğumun, suyumun, aşımın Hakim’isin… Çok şükür ki sen varsın… Sana varlığın için şükrediyorum Ya Hakim…

Hakim’sin!
Hak’kı yaradan ve bize tecelli edensin, sen olmasan bu bedbaht bu fani ve faidasız dünyada bi haber insanlar hiç bir şeyin hakimiyeti bilemezler… Sen Hakim’sinki en güzel işler senin tecellin ile oluyor ve en güzel hissiyat senin herşeyin en iyi tarafını bilmenle hissediliyor.

Eğer sen ölmezsen, ihtiyar olacaksın!

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُلْ لَهُمَا اُفّ ٍوَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًا *رَبُّكُمْ اَعْلَمُ ِبمَا فِى نُفُوسِكُمْ اِنْ تَكُونُوا صَالِحِينَ فَاِنَّهُ كَانَ ِلْلاَوَّابِينَ غَفُورًا*

Ey hanesinde ihtiyar bir valide veya pederi veya akrabasından veya îman kardeşlerinden bir amel-mânde veya âciz, alîl bir şahıs bulunan gafil!. Şu âyet-i kerimeye dikkat et bak: Nasılki bir âyette, beş tabaka ayrı ayrı surette ihtiyar valideyne şefkati celbediyor. Evet dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâdlarına karşı şefkatleridir. Ve en âlî hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet haklarıdır.