üzülecek bir şey yok

Temmuz 23rd, 2010

Takmayın kafanıza öyle herÅŸeyi…
Mesela ayakkabınızın saÄŸ tarafı yırtıldı diye üzülmeyin öyler yerli yersiz… Olsun bu seferde yırtık ayakkabı ile gidin gideceÄŸiniz yere görenlerdende çekinmeyin luzumsuz yere soranlara yırtıldı dersiniz olur biter… Üzmeyin kendinizi öyle bir ayakkabı için ayakkabının ne demek olduÄŸunu bilmeyen Ahmet kızar size sonra… Okumaya Devam…

Başını eÄŸme ne olur…

Temmuz 8th, 2010

Başını eÄŸme ne olur…
EÄŸer eÄŸersen başını, hani o nur kıvılcım gözlerini dikersen topraklara iÅŸte o vakit başıma çöker sema…
HerÅŸey susar.
Gözlerinden düşen her damla akar yüreÄŸime…
Her damla bir kor gibi geçer damarlarımdan…
Ve öğrendiÄŸin bütün saÄŸlık kurallarını alt üst edersin bir anda…

Küçükken Annem söylemiÅŸti ne çabuk unutmuÅŸum “yanarsın yanaÅŸma” demiÅŸti…
YanaÅŸtım…
Hatta dahada ileri gittim dokundum!
DokunduÄŸum yerde dondum!
Donduğumla kaldım!
AÄŸladım… Okumaya Devam…

utanmaz günler…

Temmuz 6th, 2010

Seninle olupta, utanmadan çekip giden günlere kızıyorum! Bir, iki, üç, dört derken 366 gün oldu. Åžafak sayan askerler kıvamında geçen bu zaman bakalım daha nelere gebe… Seninle, önüm arkam sağım solum sobe…. Anla iÅŸte şımarıyorum zira şımarmak hakkımdır neden dersen ÅŸayet ÅŸu piÅŸkin piÅŸkin çekip giden 366 gün hayatımdaki en tatlı en acı en umutlu en karamsar en tebessümane en aÄŸlamaklı en şükürde en isyanda en sinirli bir o kadar sakin en tatlı en acı! en sakin en bağırışlı en koÅŸarca en yavaÅŸ en hayal en gerçek en çekip giden en hep kalan en duran en akan en susan ve durmadan konuÅŸan 366 günü oldu…  Okumaya Devam…