Bir katre iken bahr-i bî-pâyân olur Allah diyen
Zerre iken hurşîd-i dırahşân olur Allah diyen
Feyz-i envâr-ı ilâhî cezbeder hâl-i dili
Ey hudâvend vâsıl-ı Rahmân olur Allah diyen
Bir katre iken bahr-i bî-pâyân olur Allah diyen
Zerre iken hurşîd-i dırahşân olur Allah diyen
Feyz-i envâr-ı ilâhî cezbeder hâl-i dili
Ey hudâvend vâsıl-ı Rahmân olur Allah diyen
Bi mekanım bu cihanda, menzilim durağım orda,
Sultanım taç ile tahtım, Hulle ve Burağ’um orda.
Eyyub’um, bu sabrı buldum, Circis’im bin kezin öldüm,
Ben bu mülke tenha geldim, bütün hazırlığım orda.
Yusuf’um, pazara geldim, Mansur gibi dara geldim,
Aslanım, şikara geldim, velakin yatağım orda.
Bülbül olup öte geldim, dilde menşur tuta geldim,
Burda miskim sata geldim, geyiğim otlağım orda.
Dil ne bilir şekeri, şerbeti
Aldığın lezzeti baldan mı sandın
Ne arı, ne de ağaç verir nimeti
Elmayı, narı daldan mı sandın.
Baharı gönderir al gelin gibi
Bir hazine ki görünmez dibi
O Cemildir; cemâl prensibi
Güzeli yeşilden, aldan mı sandın.
Nurullah Genç’in ‘Siyah gözlerine beni de götür’ şiirini dinleyince olan oldu. Karanlık sokaklarda seni arıyorumSorsalar adımı inan bilmiyorumHerkes gidiyor ben kalıyorumMerhamet sevgilim beni de götür…