Herşeyi O’na sevk ederdi. Gülerdi. Kalmak isterdi. Kal…
Kal demek geçiyordu içinden herkese!… Kal! Hani şu “kalkmak” fiilinin ilk üç harfinden oluşan özlem biçimi! Ama ne biçim bir özlemki ne kalkabiliyordu nede kal diyebiliyordu! yalnızca kalabiliyordu orada öylece sessizce, özlem büyüterek, susarak, o olmayasıca günü hatırlayarak yalnızca kalabiliyordu! Kalkmak istiyordu… Herkes giderken sessizce, herkes kapatırken o kapıyı bir bir! o oracıkda öylece kalmamalıydı! Kalkmalıydı! Kaldırmalıydı hayatı ellerinden tutup… Denedi… Kalkmak istedi, bir an sendeledi yine üzülür gibi oldu sesi titredi ve zor belada olsa Annesini çağırdı! Az evvel herkesin gözü önünde aslan gibi ayakta duran çocuk şimdi hani herkes kalkıp gidince Annesi olmadan kalkamadı! Zaten bir Rabbi vardı onu ayağa kaldırabilen birde Annesi…



