Sabah’ın ilk saatleri… Herkes işe güce yetişme kaygısında… Ben ise düşünüyorum Necip Fazıl’ın dizeleri ile…
Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı;
Tek ses duysalar; Allah… Yoklayanlar nabzımı.
birazdan ölmeyeceğim meçhul… Hayatta herşey meçhul herşey Yaradanın elinde! Dua ile berraklaşıyor ne var ise… Bir iş olacakmı olmayacakmı diye patlatılan kafalar öleceğim diye patlamıyor… Az kaldı hemde çok…
Hepimiz öleceğiz az sonra, şimdi! dün…
Mesut…
Zaman: Sabahın huzur verici vakitleri ezan zamanı.
Yer: Camiye gidilen cadde.
Olay: Minibüsün hızla gelip, amcayı tekerleklerinin altına alması ve belden aşağısının kopması sonucu feci şekilde ölmesi. (Evet sevgili arkadaşım Mesut, tam da senin yazına rast geldi sabaha karşı aldığımız haber.. )
Sonuç: Allah yoluna giderken bile aldığımız nefesin garantisi yok. Demek ki bizim çabamızla ölüm ertelenmez, o bizi vakti gelince bulur..
saygılar
“Allah yoluna giderken bile aldığımız nefesin garantisi yok.”
Böyle deme Tuğba…
Allah yolunda giderken vakit ten, madde den, olay dan, her türlü fiil den münezzeh olursun…
Gidiyorsun çünki… Mekanın ve vaktin olmadığı bir yere gidiyorsun!
Aslında bu Amcamız ne güzel yolda vermiş emanetini…
Düşünsene… Camii ye yani Allah’a giderken… Allah seni yanına alıyor..
Mekanı Cennet Olsun İnşallah…
Haklısın Mesut Kardeşim…
Nice ölümler var.amca en hayırlı yolda ölmüş.unutmayalım nasıl ölürsek öyle dirileceğiz.amca cami yolunda ruhunu teslim etmiş rabbimize.ne güzel rabbim herkese böyle hayırlı ölümler nasip etsin.onun yolundayken alsın canımızı inşallah.
Dua ile…
Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.demiş.Alimlerden biri..gerçekten nekadar güzel anlatmış.Bencede ölüme nasıl baktığnıza bağlıdır..Ölüme dünyevi gözle bakarsak belki düşünmesi bile insanın akıl sınırlarını zorlar,ama birde ölüme mekan değiştirmek,yokluktan varlığa gitmek olarak bakarsak ozaman bir başka olur aklımca….
Birde huzura mertebelerin en güzeliyle gitmek var.nasipse eğer..
“Ölüm; tabiî bir sona eriş, bir inkıraz, bir kendi kendine tükeniş ve ebedî yok olma değildir. O, bir yer değiştirme, hâl değiştirme, buut değiştirme ve rahmete ermektir. Hatta bir bakıma, her şeyin kendi özüne ve hakikatine intikâl etmesinden ibarettir. Bu itibarla ölüm, hayat kadar cazip; dostlara vuslat kadar sevindirici ve ölümsüzlüğe ermek kadar büyük bir nimettir.”