Kimsin?

Bana kızıyorlar Sana yaptıklarım için… Senin o güzel cemaline, senin o gül yüzüne o damlaları akıttığımdan ötürü herkes dargın bana… Ne çocuklar konuşur oldu nede Annem… Herkes Sen olmuşcasına bir özür bekliyor benden… Bense bir kavram kargaşası içinde ne yapmasını bilmeyen bir toy gibi sana nasıl davranmam gerektiğimi bile bile ağlatıyorum o ışık kaynağım olan gözlerini… Yanaklarındaki o sessiz cilveler, o kıvılcımlar, o çocukların cıvıltısı, o Hira’nın kokusu, o Yusuf özlemi, o Züleyha tatlılığına rağmen ben kıymet bilmez bir halde karşında duruyorum. Hira’m… Kapanmaz yaram… Korkuyorum…

Bakma ara ara sana çıkışıveriyorum. Uzun zamandır bekleyen bir volkan gibiyim… İçimdeki özlemler, susukunluklar, sessizlikler, haykırışlar, bağırışlar, tebessümler, gelmeler, gitmeler, eğlenceler, korkular, Aşk özlemler, sevda nöbetleri, uzun süren baş ağrıları, bilinmezlikler, ve bir çocuk gülüşündeki manayı arayışım hepsi ama hepsi sende vuku buldu… Ben daha senin o başını öne eğişindeki incelikte kaybolurken sen başını kaldırdın bana… Ben yüzünü görme özlemi içinde kavrulurken sen elimi tuttun benim… Bana çok uzak gibi görünen ne varsa yakınlaştırdın bana… Dayanamadı kalbim, dayanamadı beynim, hücrelerim, gözlerim, sözlerim… Ne olduğunu anlayamadık hep birlikte.

Şaşırttın bizi…

Gözlerim neye baktığını ha la seçemiyor…

Nesin? Ay mı? Güneş mi? Ak mı? Siyah mı?

Sözlerim ha la kiminle muhattap olduğunun farkında değil…

Kimsin?

Hira’mı… Zehra’mı…

Bir Cevap Yazın