Zaman… Masal…

esram.JPG

Yusuf dedi Züleyha;

”Sevdim seni, seni sevdiysem, bir eşikten geçtiğimdendir. Bir kentin içine düştüğümden ve bir kenti içime düşürdüğümden. Ben ki tüm savaşlarımda hem kumandan hem neferdim. Bu yüzden seni sevdim.

Ve biliyor musun, seni sevdiysem, bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara cesetlerin biçildiği o mecliste, senin yanında yer almış olduğumu hatıramda taşıyor olduğumdandır bu. Bunca kolay terkediyorsam varlığımı senin varlığına o şimşek parıltısı anın anısını gözbebeklerimde saklıyor oluşumdandır.

Bu kadar tanıdık buluyorsam kalbimi kalbine, o ezeli uğultuyu hala kulaklarımda taşıdığımdandır.”

‘’Zaman bir masal gibi geçti. Bir masal bir zamanı kendine seçti.

çok zordu yusuf’u görmeyen gözün züleyha’yı anlaması!
çok kolaydı yusuf’u görmeyen gözün züleyha’yı kınaması!”

birazbiraz.blogspot.com

“Zaman… Masal…” için 3 cevap

  1. RUHUGÜL dedi ki:

    Çokkkk güzel olmuşş ellerine sağlık.Rabbimm yar ve yardımcın olsunn:):)

  2. sumisali dedi ki:

    Zaman bir masal gibi geçti. Bir masal bir zamanı kendine seçti.

    ve o zamanda ne ‘O’ Yusuf olabildi, ne ‘BEN’ Züleyha..
    olamadık işte. kınandık, anlaşılamadık ama ne Yusuf vardı bizim masalda, ne Züleyha..

  3. kübraaaa dedi ki:

    Allah Razı olsun çok güzel dile getirmişsiniz.
    Aşağıdaki sözler yanlış hatırlamıyorsam Nazan Bekiroğlu’nundu. Aklıma geldi paylaşmak istedim sizlerle…

    Sözün yaratılışı Züleyha’nın yaradılışından evveldi. Âdam, ki ona bütün isimler öğretildi. Yûsuf’un kaderi Züleyha’ya tecelli. Züleyha’nın kaderi Yûsuf’a tecelli. Kuyu. Zindan. Kuyu. Zindan. Önce çile arkadan ihsan. Züleyha vazgeçti mi maşukundan?

    Mülk gibi söz de, ne senin ne benim.
    Cümle gibi aşk da ne senin ne benim.
    Söz de,
    aşk da,
    ne benim ne senin.
    Bir yaz sabahına doğan ve su değdiğinde kokusunu salan kırmızı sardunya,
    ağustos göklerinde başımın üzerinden geçen bulut,
    mayıs gülü,
    ışıklı nisan yağmuru
    ne kadar Allah’tansa,
    mülk gibi söz de ve aşk da
    O’ndan.

    Züleyha ki Yûsuf’u sevdi. İbtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi. Sonra aşkın kaynağını bildi, Yûsuf’u değil, Yûsuf’ta tecellâ eden nuru sevdiğini fark etti. Yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız ona secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun Züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti. Biri sûretten nura yükselirken diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.

Bir Cevap Yazın