Ve… Muhammed O’nun Kulu ve Elçisidir….

sendenkalannet_muhammed_mesutcelik_.jpg İmanımızın temin ettiği ahlak vardır. Mesela meyvelerin çürük taraflarını gizlemeye çalışan bir manav, imanlı ise, birdenbire Allah’ın her şeyi gördüğünü ve bildiğini hatırlar. O an, sanki imanı bir suflör olur ve bağırır: "Ey Müslüman, dikkat et!.. İmanına, dinine aykırı hareket ediyorsun." Adam hilesinden böylece vazgeçer. Meyve vermeyen ağaca "odunluk" derler. Müslüman’ın meyvesi de Peygamber ahlakıdır. Herkes ilmine ve kabiliyetine göre böylesi iç konuşmalara erer, aniden başını kaldırır, "seç, al; çürüğü de var, sağlamı da!" diye malının ayıbını gizlemez, helal kazanç sağlar. Böylece Peygamber’i taklit etmiş olur. Yeryüzünü bir talimgâh yapan Allah, insanlar topluluğunu buraya toplarken, Peygamber Eendimiz’i de başöğretmen makamına getirmiştir. Kur’an-ı Kerim, bu eğitim sisteminin yönetmeliğidir. Demek ki Peygamber Efendimiz, Kur’an’ı anlamaya ve yaşamaya en uygun şekilde yaratılmış; O, İslamiyet’i anlamış ve yaşamış, böylece kendi şahsında ispat etmiş ki, insanların bütünü Hz. Muhammed’e benzer tarzda yaşasa, şu dünya bir cennet manzarası arz edecek!.. İşte insanlığın gayesi ve hedefi budur! Yani Peygamber’in ahlakı ile ahlaklanmak!.. İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki (ra) demiş ki: "Ben, seyr-i ruhanide kat-ı meratib ederken, tabakat-ı evliya içinde en parlak, en haşmetli, en letafetli, en emniyetli; sünnet-i seniyyeye ittiba edenleri gördüm." Çeşitli cemaatler var. O cemaatlerin her birinin mensupları, manen yükselmek istiyorlar. Kimisi zikrederek yükselmek istiyor, kimisi tefsir okuyarak, kimisi Kur’an okuyarak yükselmek istiyor; cemaat mensupları böyle çalışıyor. İşte Ahmedi Faruki onların içinde en yüksek, en nurlu derecede, sünnet-i seniyyeye ittiba edenleri görmüş. Adam diyor ki, "Ben ilimle yükseleceğim." Öbürü diyor ki, "Ben zikrederek yükseleceğim." "Sen, kafandan geçen fikirleri bir kenara bırak", diyor Ahmed-i Faruki; "Peygamber ne yaptı, önemli olan o. En yüksek makam sünnet-i seniyyeye ittibadır." "Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed (sas), O’nun kulu ve resulüdür." Kelime-i şehadetin içinde bir hayat şekli vardır. Helal dairede bir hayat… Haram daireden uzak bir hayat… Bediüzzaman buyurmuş ki: "Tazyikat çok. Nereye gittikleri anlaşılmayan çok yollar var. Yük ağır, ben de gayet acizim. Nazarım da kısa, yol da zulümatlı… Ne vakit sünnete yapışsam, yol aydınlaşıyor, selametli yol görünüyor, yük hafifleşiyor, tazyikat kalkıyor gibi bir halet hissediyordum." (Lem’alar) Peygamberimiz’in doğumunu kutlayan, YENİDEN DOĞMALI! Yeniden dünyaya gelir gibi, hayata yeniden başlamalı ki, kâinat çapındaki bu davanın sırrına ersin… Yazı : Hekimoğlu İSMAİL Grafik : Mesut ÇELİK

Bir Cevap Yazın