Senai Demirci ile….

Siz hiç Kan gördünüz mü ?
Hani şu bildiğimiz damarlarımızda gezen kan ?
Gördünüzmü?
Şimdi hemen herkes elbette gördük diyecektir, bende böyle derdim ama biz Kan’ı görmedik dostlar… Tüpün içindeki, damardan çıkmış kan durgun ve cansızdır. Oysa Kan’ın bir damlasında on milyonu aşkım molekül ve hücre vardır bunlar bir nizam içinde sürekli hareket halindedirler Kan’ı bilmek için Kan’ı görmek için damar dan içeri girip ordan oraya akmak gerek!

Din’de böyledir.
Bilmek yetmez, biliyorum diye kimse alim ya da veli olamamıştır. Ben felanca kitabı okudum, ben Risale-i Nur u kaç kere bitirdim, Ben her sene 2 kere hatim ederim Sonuç ?

Suyun H2O dan oluştuğunu bilmek susuzluğumuzu gidermez… Suyu içersek, su ile bir olursak, su ile ilişki kurarsak işte o vakit bizim susuzluğumuz diner!

Ben inci istiyorum ama denize girmem! Bu nasıl olacak? Islanmadan İnci? Tüm denizin suyunu kovalarla boşaltsan İnci yine kovana gelmeyecektir.. İnci isteyen ıslanmalıdır.

Bu akşam Senai hocanın sohbetinde idik Hamd Olsun… Bol tebessümlü, bolca kalbe inen, Nur yüzlü insanlar la beraber…

Sohbet bitiminde kitaplarımızı imzalayan Senai hocamız herkesi o tebessümane bakışı ile uğurladı..

İki kitabım vardı hocamıza ait sohbet girişinde aldığım… Biri "bir inci söz" diğeri " selam sana ey nebi" Senai üstadın karşısına geçtiğimde bir kitabı kendime diğerinide Canan ablama imzalattım…

Can’ı Canan için severmişiz…

Hürmet ler efendim…

 

Bir Cevap Yazın