Sakın onlarla gitme!

Her zamankinden daha kalabalıklar. Kadınlar ve erkekler ve yaşlılar hepsi oradalar ve senin dışarı çıkmanı bekliyorlar. Seni sevmediklerini biliyorsun, hatta nefret ettiklerini. Gülümsemenden nefret ediyorlar, masumiyetinden, iffetli düşlerinden, dua edişinden. Seni onlardan farklı kılan ne varsa nefret ediyorlar. Onlara kaybettiklerini hatırlatıyorsun.

Zihinlerinin bir köşesinde kalan, her an rahatsızlık uyandıran, bir daha asla ulaşamayacakları masumiyetleri hatırlatıyorsun.

Yüzüne baktıklarında kaybettikleri Tanrının nefesini hissediyorlar.

Yüzlerinden utanıyorlar, akşamdan kalma sözlerinden, saçlarından ve şehvete gömdükleri aşklarından utanıyorlar.

Senin bu kentte yaşaman acı veriyor çok zaman.

Bu sokaklarda yürümen, konuşurken insanların gözlerine bakabilecek kadar cesur oluşun şaşırtıyor onları. Seni bir kuyuya gömebilmek, taşlamak, korkularla sarmak, ateşe atmak ya da geçmiş zamanlardan kalma bir acının koynuna atmak istiyorlar. Bir sabah güneşin doğuşunu, ayakta durarak, alnını toprağa dayayarak, avuçlarını gökyüzüne kaldırarak selamlaman şaşırtıyor hepsini.

Dışarıdalar ve senin de çıkmanı bekliyorlar.

Eğer çıktığında mahcup yürürsen mutlu olacaklar. Başın önde kalırsa, yaptığın her şeyden utanarak, ezik adımlarla yürürsen bundan mutlu olacaklar.

Onlardan özür dilemeni, pişman olmanı bekliyorlar.

Kendi yüzünden nefret etmeni bekliyorlar. Bir daha gözlerini gökyüzüne çevirip, düşsel hayallere dalmanı istemiyorlar. Onlar gibi davranmanı bekliyorlar, unutmanı yani, yani alışmanı her şeye.

Dilersen çık ve onlarla git!

Dilersen vazgeç benim dediğim her şeyden.

Kimse arkadan kötü sözler söylemeyecek.

İstersen çık ve onlarla git.

Ya da olanca gücünle defolmalarını söyle buradan.

Kirli yüzleriyle, hain gülümsemeleriyle, sahte ruhlarıyla birlikte buradan defolmalarını söyle.

Dışarı çık ve buram buram Medine kokan gökyüzüne dik bakışlarını. Asla tükenmeyeceğini anlasınlar. Düşemeyeceğini. Allah’ın ellerini nasıl tuttuğunu fark etsinler. Gözlerinden damlayan Kudüs, toprağımızı bereketlendirsin.

Dışarı çık ve parmak uçlarından güneye salınsın kırlangıçlar.

Meleklerin sözlerine karışsın kanat çırpışları.

Son taşını henüz hareket ettirmediğini haykır ve şahlarına sahip çıkmaları için uyar. Atların nal sesleriyle kentin sarılacağını söyle. Atların ayaklarında saçılan kıvılcımların bu kenti tutuşturacağını ve camlı binaları ve yüksek duvarlı binaları ve gri binaları yakacağını hatırlat.

Dışarı çık ve hayata dokun.

Hayat avuçlarında yükselsin. Avuçlarındaki çizgilerden, nehirler taşsın sokaklara ve önüne katsın her şeyi.

Hayatı parmaklarınla hisset. Yaşamak adına savur bütün yeminlerini.

Her şeyin yeniden başladığını söyle onlara.

Aşkı savun.

Üstü başı kavga kokan çocuklardan söz et onlara.

Dışarıdalar ve senin de çıkmanı bekliyorlar.

Senden nefret ediyorlar sakın unutma…

Ve lütfen……..

Lütfen onlarla gitme!

Sakın onlarla gitme……

Tarık Tufan

Bir Cevap Yazın