Yaşa Bakalım Hayat Beni

Ağustos 26th, 2007

Yıllar yıllar yıllar… Ne çok söyler oldum artık yılların adını. Geçen yılların, yaşadığım yılların, sensiz yılların… Yıllar ne kadar nankörmüş oysa! O kadar emeğime o kadar uğraşıma karşılık yalnızca yüzüme bi sürü kırışık kalbime büyük bir mezarlık bırakmış.. Ölülerlemi yaşadım acaba diyorum bunca sene yoksa bende yaşayan bir ölümüydüm? Şimdi sokakda top oynayan çocuklara bakıyorum da hey gidi günler diyorum.. Günler! Ne günlerdi! diyorum.. Annemin çantasından para çalıp sana aldığım o kırmızı gülün ne kadar büyük bir değeri varmış meğer.. Meğer kitabının arkasına yazdığım o şiirler ne kadar yüceymiş.. Keşke büyümeseydim. Keşke ha la önlüğünün yakasını bağlamayı beceremeyip de Anne sinin yanına koşan Mesut olarak kalsaydım.. Okumaya Devam…

Ah bu çalan şarkımız yarim yarim…

Ağustos 24th, 2007

yarimyarimsendenkalannet.jpg 

Yıllar sonra yanıma geleceksin.. Ellerin iyice pamuklaşmış gözlerin çökmüş.. Ben seni yine sanki sihirli bir aynada görür gibi bembeyaz pırıl pırl göreceğim.. Ardımızda bıraktığımız o eski yılları beraber yad edeceğiz.. Sen bana çocuklarımın adını soracaksın bende sana.. Yıllar sonra umud ediyorum ki bir park da görüşeceğiz.. Okumaya Devam…

Bu Mektup;

Temmuz 23rd, 2007

Seni tanıdığım günden beri boğazıma düğümlenen seslerin, kelimelere dökümüdür, uzun süren bir sessizliğin harflere dönüşüdür, hiç bir araya gelmeyen kelimelerin ilk buluşmasıdır… “Artık biliyorum ki mutluluk diye bir şey var” cümlesinin uzatılmış halidir.

Etrafında dolaşırken yeryüzü melekleri, kapıyor insan gözlerini, benim seni ilk gördüğüm anda kapadığım gibi. Fakat yedi kat demir sandıkta aransa da sevgi, bazen bir kelimede bazen bir harfte saklıymış gizi.

Hayatın ışıklı sahnesinde, toz tutmuş kalbimi, bir sözünle, bir kelimenle, bir harfinle tekrar canlandırdın. Bugün, en güneş yüzü görmemiş duygularla, yaklaşmaktan korkan bir ruh haliyle, cesaretin naiflikle değiştirildiği bir psikolojide, sadece geçip gitmek istiyorum hayatından…

Sana her sarıldığımda, yeniden hissediyorum, “artık biliyorum ki mutluluk diye bir şey var”. Bu cümleyi defalarca söyleyebilmek için, senin o ipekten bir köşke benzeyen kalbinde yaşayabilmek için, sana yeniden sarılabilmek için “tüm zamanlardan bağımsız” “bir hayata bedel” an’ları yaşamak için bir kez daha gelebilirim bu dünyaya. Okumaya Devam…

Senin için ölemiyorum bile.. Senin için yaşıyorum!

Haziran 9th, 2007

Çok iyi biliyorum ki ha la yüreğine sahip değilim ha la ondasın… Belkide yaşadıklarımızın tümünü onca yaşadığımız yılın hatrına yaşıyoruz… Aşk! Aşık olmak… Çok iyi anlıyorum seni sevdiğim yüreğinin kafesine sığdırdığın o güzel sevgini belkide sevgini hiç hak etmeyecek birine feda ettin.. Oysa! Oysa senin için gözlerimi bir ömür kapamayı göze alırdım.. Ama kalp bu iki kişilik olmuyor… Girmiş se eğer bi kalbe bir kalp o kalp artık tek kalp oluyor iki kalp tek atar oluyor.. Oysa öyle hissediyorum ki çok farklı atıyor kalplerimiz.. Kalbin ha la onun kalbinde çok iyi biliyorum.. Bundan dır tüm alttan alışlarım tüm göz yumuşlarım .. Yüzümde ilk gülücük olduğun gibi kalbimdede ilk sızısın Meleğim… Gözden akan ilk yaş, dudakda üreyen ilk seviyorum kelimesi ilk aldanışımsın… Geldiğinde baharları beraberinde getiren gittiğinde koca bir kışı bana armağan edensin.. Okumaya Devam…