Nisan 16th, 2008

YaÅŸam nasılda güzel görünüyor’du oysa!
DoÄŸa, insanlar, varlık, eÅŸ, dost, akraba… Ne kadar da güzel herÅŸey… Ama hele bir canımız yansın bakalım o zaman görebiliyormuyuz tüm bunları. Evet. Canım yanıyor! Hemde benim bile tahmin edemeyeceÄŸim kadar çok yanıyor içim.. Koca çınar canım Dede’m yavaÅŸ yavaÅŸ eriyor gözlerimin önünde! Gecenin kör karanlığında sönmesini istemediÄŸin bir mum gibi eriyor gözlerimin önünde. Ve en acısı elden tek, zerre bir ÅŸeyin gelmeyiÅŸi! Bilmem diÄŸer insanlar bu kadar hassasmı ama ben yanıyorum! Ve o sabırlı, o güzel insanın bu hastalıkda bile, günde acılarından dolayı 1 saat bile uyuyamamasına raÄŸmen ha la dilinde Salavat ların ve Kelime-i Åžehadet ler var oluÅŸunu gördükce utanıyorum kendimden. Okumaya Devam…
Nisan 15th, 2008

İnsan ömrüyle alâkalı her ÅŸey, bir bir kopup, mazi dehlizinde kayboluyor. ArkadaÅŸlar, hatıralar, saadetler, ıstıraplar, gençlik, servet, ilim… Hepsi, bu gidenler arasında…
Nihayet insan hayat yolunu bir baÅŸtan bir baÅŸa kat’ ediyor ve kabir denilen noktada dünya bitiyor.
Yolların bittiği noktada yeni bir yolculuk başlıyor. Eski kalelerin yer altı noktaları olurmuş. Taşı kaldırıp girerlermiş. Uzun-kısa bir yolculuktan sonra, bir başka kaleye veya bir başka beldeye çıkarlarmış. Dünya, kabir ve ahiret ayniyle bu!
Mazi, her ÅŸeyimizi yiyip yutarken efsunkâr bir ÅŸekilde bizimle alâkadardır. Nasıl ki, inÅŸa edilmekte olan on katlı binanın her yapılan katı için, eskisi alt kattır; aynen böyle de mazi ÅŸu anımızın temeli, istikbalimizin mimarıdır. Okumaya Devam…
Nisan 15th, 2008
Az evvel dudaklarımdan dökülen bu sözü sizlerle paylaşmadan edemedim.
Sabır için söylediğim bu sözü kulağıma küpe yapıyorum.
Sabır altın gibidir. Bozarsan bir kere kazanırsın, saklarsan Daima.
Mesut ÇELİK