Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr – 2

Ekim 19th, 2008

Gayet gariptirki uzadıkca kısalan bir hayat yaşıyoruz. Günler geçtikce yaşanılması muhtemel günlerin sayısı azalıyor. Her günü dünün tekrarı sayıp yaşayan mahvoluyor, gününü diğerinden ayıramayan kahroluyor…

Küçücük İnsan türlü dertlerle ve olaylarla imtihan olup Asr-ı Saadet için durmadan koşuyor.. Kimileride O Gül bahcelerinden habersiz bu dünya da dikenleri kendilerine gül belliyor…

İnsan çalışan ve çalışmak zorunda olan bir varlıktır.

Helal kazanç için çalışmak ibadettir. Maddi hayatı dengede tutmak müslümanın görevidir. “Ben ahireti kazanacağım” diyerek bu dünyadan el etek çekilemez. Şayet böyle bir niyeti var ise zat-ı kişi nin gece o sıcak pamuk yatağından kalkar abdestini alır başı secdede kalır… Böylece ahirette binler güneş onun için doğacaktır… Okumaya Devam…

“Hekimoglu İsmail” Röportaj Serisi:2

Ekim 17th, 2008

Hocam peki bu konuda gençlere olan tavsiyeniz nedir?
Evvela gençlerin önünde üç tane büyük tehlike var! Biri içki! Diğeri Kumar! Öbürü Fuhuş! Bu üç tehlikeden hangisine düşerse genç mahvolur…! Bunlar zaten günah da bunlar dan birine hangi arkadaşım düştü ise bitti, kayboldu gitti… Onun için bu günkü gençler İçkiden, Kumardan, Fuhuşdan uzak kalacak bu bir… İkincisi Lisan öğrenecek ya da bir sanat öğrenecek ki kimseye muhtaç olmasın.. Bir lisan öğrenmek bi fakülte bitirmek gibidir. İki lisan iki fakülte!
Yani bir genç soracak kendine… Gelecekde dilenmemek için ne yapmalıyım?
Sanat yok.. Lisan yok.. Ne yapacak? Dilenecek! Geçenler de Çengelköy de bir arkadaşımı gördüm okul arkadaşım ha! Dileniyor! Okumaya Devam…

Birbirimize Sahip Çıkacağız.. Sizde katılın!

Ekim 16th, 2008

Aziz  Hanım kardeşlerim…
Artık yeter diyenlerdenseniz şayet…
Lütfen aşşağıdaki duyuruyu dikkatle okuyunuz ve vaktiniz müsait ise lütfen bu eyleme sizlerde katılınız.

Yine okullar açılıyor, yine aynı görüntülere şahit oluyoruz:

Bir grup kadın duvarın berisinde arkadaşlarının serbestçe girip çıktığı okula girememenin sıkıntısını; gencecik bir yaşta yetkili parmaklarca işaret edilmenin eziyetini; kalabalıklar içerisinde yalnız kalmanın hüznünü; eğitim, aş, iş gibi en temel insan haklarını kendisi için ulaşılmaz kılan sistemin utanç verici ağırlığını yaşıyor. Ve her şeyin ötesinde, daha belki yaşları yirmilere henüz varmış genç kadınlar bir özgürlük mücadelesinde ayakta kalmaya zorlanıyor. Okumaya Devam…

Susturmayın beni kalemler…

Ekim 15th, 2008

Ey Hayat!
Ey koca boş dünya!
Ey uçsuz bucaksız feza!
Nereye.. Kime bu gidiş! Nedir bu sizdeki serzeniş? Neden görünmez dibiniz… Gözlerimin alabildiğini görmek yetmez gayrı bu fanii halime… Çare bulun artın söyleyin dermanı nerede! Kime, nasıl gideyimde avutayım bu gönlümü? Neye, nasıl bağlanayaımda susturayım bu sözümü? Okumaya Devam…