Hira!

Kasım 7th, 2009

Bitmek bilmeyen düşler, göz süzüşler, kalp atışları, uykusuz geceler, derin düşünceler, semaya gönderilen bin bir Dua… İşte Hira! Yaşamak böyle güzel oluyor senin suretinden bakınca dünyaya… Bir yaprağın yere düşüşüne mana vermek, bir bebeğin gözlerindeki pırıltıda senin güzelliğini görmek, bir vapura içinde sen olmadığını bile bile sana gittiği için el sallayabilmek, karanfil satan her çingeneye selam vermek oluveriyor hayat nihayetinde Sen olunca… İşte Hira böyle yaşıyorum, başka bir deyişle böyle bekliyorum o günü… O gün, o gözlerimizin bir daha hiç bir vapur sireni ile ayrılmamasını sağlayacak günü böyle bekliyorum… Okumaya Devam…

Rabbin Seni Terk Etmedi!

Kasım 1st, 2009

Uzun zamandır yazmıyordum buralara… Madem artık vakit şafak vaktidir o vakit artık sendenkalan.net’e bir selam etmeden olmaz dedim ve bu aciz satırları sizlerle paylaşmak istedim…
Dostlar… Bir beyitte geçiyordu “emr-i vech üzere yer eyler gece gündüz hareket / değişir tazelenir mevsim-i feyzi bereket” okudum okuyalı dilimde zikr misali dolanır durur. Kudretinden sual olunmaz Rabbimizin bizlere neler taksir edeceği muhakkak yine O’nun karar çerçevesindedir. Ümitsizliğe, karamsarlığa, “aman ne olacak şimdi” demelere şifaa niyetine paylaşmak istedi bu fakir gönül…
Risale okumalarımızda Üstad’ın şu güzel sözleri bizleri ferah-ı alemlere davet ediyor;
“Nefis daima ıztıraplar, kalâklar (can sıkıntısı, gönül darlığı) içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü kadere razı olmuyor Hâlbuki şemsin tulû ve gurubu (güneşin doğuşu ve batışı) muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû ve gurubu ve sair mukadderat, kalem-i kaderle cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin, fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!..” (Risale-i nur, Mesnevi-i Nuriye)

Ah!

Ekim 5th, 2009

Ah ulan ah! Aşk ah Aşk!… Yakar imiş Ah!… Kavururmuş Ah!… Aratırmış Ah!… Özletirmiş Ah!… Sustururmuş Ah!… Durdururmuş Ah!… Delirtirmiş Ah!… Sevdirirmiş Ah!… Bekletirmiş Ah!… Ağlatırmış Ah!… Uyutmazmış Ah!… Öldürmezmiş Ah!… Yaşatırmış Ah!… Sabırsızmış Ah!… Zormuş Ah!… O’ymuş Ah!… O’na gidermiş Ah!… Hira’dan geçermiş Ah!… Ah!… Ah!… Okumaya Devam…

Ka…

Eylül 28th, 2009

Herşey o an olmuştu… O an… Derin bakışların başlangıcı, sessizliği, kimsesizliği, geceleri yastıklara sarılışı, hüngür hüngür ağlamalar hepsi o an da zaman kavramının dışında bir anda olmuştu! Kaderdi… Bir o kadarda kederdi… Ne olursa olsun O’ndan gelene eyvallah demekdi ya görev hiç sesi çıkmıyordu. Sonraları duydum canının çok acıdığını… Ama o ne zaman gitsek bizi ayakta karşılıyordu… Bizi görünce kafası karışıyordu… Kalkmalıydı zira böyle görmüştü büyüğünden misafir gelince ayağa kalkılırdı! Ayağa! Ayaklarının üzerine kalkılırdı! Kalktı… Kalkamadı… Kalkar gibi oldu… Kalktı… Yere düşen başını biraz sendelikten sonra göğe kaldırdı! Hoşgeldiniz dedi ve yerimizi gösterdi! Ayaktaydım! Bu zor ana dayanmaktaydım! İşte şimdi haykıracağım derken… Sustum. Okumaya Devam…