ANKEBÛT SÛRESİ 45

Kasım 14th, 2009

kal…

Kasım 10th, 2009

Herşeyi O’na sevk ederdi. Gülerdi. Kalmak isterdi. Kal…

Kal demek geçiyordu içinden herkese!… Kal! Hani şu “kalkmak” fiilinin ilk üç harfinden oluşan özlem biçimi! Ama ne biçim bir özlemki ne kalkabiliyordu nede kal diyebiliyordu! yalnızca kalabiliyordu orada öylece sessizce, özlem büyüterek, susarak, o olmayasıca günü hatırlayarak yalnızca kalabiliyordu! Kalkmak istiyordu… Herkes giderken sessizce, herkes kapatırken o kapıyı bir bir! o oracıkda öylece kalmamalıydı! Kalkmalıydı! Kaldırmalıydı hayatı ellerinden tutup… Denedi… Kalkmak istedi, bir an sendeledi yine üzülür gibi oldu sesi titredi ve zor belada olsa Annesini çağırdı! Az evvel herkesin gözü önünde aslan gibi ayakta duran çocuk şimdi hani herkes kalkıp gidince Annesi olmadan kalkamadı! Zaten bir Rabbi vardı onu ayağa kaldırabilen birde Annesi… Okumaya Devam…

Hira!

Kasım 7th, 2009

Bitmek bilmeyen düşler, göz süzüşler, kalp atışları, uykusuz geceler, derin düşünceler, semaya gönderilen bin bir Dua… İşte Hira! Yaşamak böyle güzel oluyor senin suretinden bakınca dünyaya… Bir yaprağın yere düşüşüne mana vermek, bir bebeğin gözlerindeki pırıltıda senin güzelliğini görmek, bir vapura içinde sen olmadığını bile bile sana gittiği için el sallayabilmek, karanfil satan her çingeneye selam vermek oluveriyor hayat nihayetinde Sen olunca… İşte Hira böyle yaşıyorum, başka bir deyişle böyle bekliyorum o günü… O gün, o gözlerimizin bir daha hiç bir vapur sireni ile ayrılmamasını sağlayacak günü böyle bekliyorum… Okumaya Devam…

Rabbin Seni Terk Etmedi!

Kasım 1st, 2009

Uzun zamandır yazmıyordum buralara… Madem artık vakit şafak vaktidir o vakit artık sendenkalan.net’e bir selam etmeden olmaz dedim ve bu aciz satırları sizlerle paylaşmak istedim…
Dostlar… Bir beyitte geçiyordu “emr-i vech üzere yer eyler gece gündüz hareket / değişir tazelenir mevsim-i feyzi bereket” okudum okuyalı dilimde zikr misali dolanır durur. Kudretinden sual olunmaz Rabbimizin bizlere neler taksir edeceği muhakkak yine O’nun karar çerçevesindedir. Ümitsizliğe, karamsarlığa, “aman ne olacak şimdi” demelere şifaa niyetine paylaşmak istedi bu fakir gönül…
Risale okumalarımızda Üstad’ın şu güzel sözleri bizleri ferah-ı alemlere davet ediyor;
“Nefis daima ıztıraplar, kalâklar (can sıkıntısı, gönül darlığı) içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü kadere razı olmuyor Hâlbuki şemsin tulû ve gurubu (güneşin doğuşu ve batışı) muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû ve gurubu ve sair mukadderat, kalem-i kaderle cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin, fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!..” (Risale-i nur, Mesnevi-i Nuriye)