Murat Menteş – Dublörün Dilemması

Ocak 9th, 2010

Uzun zamandır girdiğim ortamlarda ekseri bu ismi duymaya başladığımda “Allah Allah kim bu adam ya hu” dediğim çok olmuştur… Murat Menteş? Sosyal paylaşım sitelerinde röportajları, konuşmalarını izlediğimde ne garip bir adam bu ya hu dedim. Sonra tevafuk-i lil havadis bir şekilde sevdiceğim bana “Murat Menteş okudun mu sen?” diye sorunca yeter artık çığlığını bastım ve “okumadım var mı bir diyeceğin!” diye çıkışıverdim, o da gayet nazik bir şekilde “o vakit bende bir kitabı var okumanı istediğim” dediğinde “peki madem getir okuyalım” diyiverdim… Dublörün Dilemmasını elime aldığımda her zamanki gibi derhal yazar biyografisine baktım ve hayretler içinde kaldım uzun yıllar bisiklet tamirciliği yapmış, edebiyat fakültesi denen o taş duvarlarda yüzü buruşmamış, tahminimce gayet mütevazi bir yaşam süren ( ki kendiside böyle söyler) bir yazar vardı karşımda! Vay beee… Nidasını çektikten sonra başladım elimdeki bu garip, şeker, heyecanlı, komik kitabı okumaya… Okumaya Devam…

babama…

Ocak 7th, 2010

babama… süleymana… süleymanlara…

Süleyman kara bıyıklı bir işçidir
Ve bu kara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidir
İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte
Ve götürdüğü ekmeği yemektedir
Karısı Neriman ve oğlu Cevahir’le birlikte
Ne kadar zalim esse de rüzgar
Ne kadar belini bükse de ekmek parası
Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman
Onun Cevahir’i vardır
Cevahir altı yaşındadır
Çünkü gözleri çakmak çakmaktır
Çünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadır Okumaya Devam…

kalk!…

Ocak 5th, 2010

Uyku ölümün canyoldaşıydı… Ölmek istercesine yumdu gözlerini… Saatler o anda öyle güzel geçiyorduki! Ölümde olduğu gibi uykudada herkes eşitti işte. Herkes! Herkes ne ayakta duruyordu nede oturuyordu! İşte herkes uyuyordu! O da bunun huzuru ile uyuyordu… Karanlık gözleri bir anlık kör ediyordu! Öyle derindiki uykusu yalnızca bacaklarını değil tüm benliğini hissetmiyordu! Bir gıcırtı duydu, hafifçe açtı gözlerini korktu! Bir müddet yaklaşan ayak seslerini dinledi, tanıdık bir sesti yaklaşan Annesiydi!… Kalbi o anda titredi! Sustu. Ne olduğunu anlayamıyordu! Bir süre kımıldamadan uyuyor numarası yaptı ve olacakları seyre daldı… Okumaya Devam…

Modernizm

Ocak 2nd, 2010

Evvela ilk kez böyle bir yazı yazmanın heyecanı ile sizleri selamlamak istiyorum zira ilk kez sosyal yaşantımdan bir kesit ile bir konuyu ele almaya acizane çalışacağım. Oldum olası insanları ayırmadım, ayıramadım kaldı ki biz buraya ayırmaya değil çağırmaya geldik! Yaşamış olduğum semtin insanları ile plazalardaki o mavi yakalıları yan yana getirdiğimde gözüme hiç bir zaman farklı bir tablo gelmedi. Etrafımdaki çoğu kişi bazı insanlara güleryüzle selam edip bazılarına “ne var?” gibisinden bakadursun biz her daim her Allah’ın kuluna selamı en içten ve en sıcak biçimde vermekiçin elimizden geleni yaptık. Bir çöpcü abimize, kardeşimize bakışımız tevbe estağfirullah “cahil, işe yaramaz” nispetinde değil tam aksine büyük bir hayraklıkla O’nun KUDDÜS Esma’sını nasıl sevk-i ilahi ile tecelli ettirdiğini mest-ü hayran bir biçimde seyre dalarız. Okumaya Devam…