CAY

Nisan 12th, 2010

hadi üzülme artık kalk… git güzelce bir elini yüzünü yıka, bi çay koy ocağa… aç şu perdeleri güneş girsin birazda içeri, hatta perde yetmez pencereyide açıver biraz hava alalım zira bunaldık bu dört duvardan… hadi şimdi çek şu güzel kokuyu içine güneş birazda yüzüne vursun, kuşların eşsiz melodisi günün şarkısı olsun… su taşmak üzere demle artık çayı, boş durmak yok aynı zamanda sofrayıda kurabilirsin… dolapda bir şey yok mu? bir dilim ekmeği ona böler yersin yeterki muhabbet olsun hem bak orada biraz peynir ve domatesde var…  Okumaya Devam…

zehra cemaline

Mart 20th, 2010

Bahar’ın, ilkbaharın habercisiydin bu gün… o dokuz ay evvel başlamış baharın bir kez daha habercisi oluverdin gözlerini öne eğerek… Hira! bu sana nasip edilmiş ve bana armağan edilmiş güzelliğin karşısında bazen susabiliyor, tek kelime etmeden dakikalarca seni seyredebiliyorum bundan sakın rahatsız olmayasın aksine sana doğrulttuğum o uzun ve derin bakışlarımda bilesinki sana ettiğim nice Dua lar saklıdır… habercim, mutluluk, huzur, sevda habercim… en güzel haberle geldin… kim bilir daha nice güzel haberlerle süsleyeceksin bu fanii ömrü… Okumaya Devam…

huzur

Mart 14th, 2010

Evet olmalı… Araban, evin, villaların, özel şöförlerin, çiftliklerin, bir tomar paran, ütülü onlarca gömleğin, bakımlı saçların, havalı bir işin hatta havalı bir de eşin… Senin için hepsi olmalı zira sen o bir türlü bulamdığın huzuru burada arıyorsun ve bunlar olmadığı takdirde asla Huzur’a eremeyeceğini sanıyorsun… Senin için bir kapının özel bir şöför tarafından açılması Huzur kaynağı oysa kapılar sana çok özel bir surette vakti zamanında açıldı haberin yok! Okumaya Devam…

siz, biz ve onlar…

Şubat 28th, 2010

Uzunca bir düşünce alemi aslında yaşadığımız hayat… Ya da şahsım adına düşünmekten ibaret… Bu gün Bursa’da bir mekanda kahvaltı yaparken karşımdaki aziz kardeşime “hiç bir yerde rahat yok bana” dedim… “Neden?” diye sorduğunda ise cevap vermek ile verememek arasında geveleyerek “şimdi burada olamayan o kadar çok insan varki” dedim ve kala kaldım… Bu beşinci iklim, bu düşünce iklimi nereden hasıl olduysa her geçen yaşda, ölüme yani yeni hayata yaklaştıkca çok daha artmakta… Durakda sakız satan dedeyi düşünüyorum mesela en şık elbiselerimi giydiğimde… Ayaklarıma baktığımda engelli kardeşim geliyor hatrıma… Okumaya Devam…