nerdesin!(?)

Nisan 25th, 2010

Nerdesin!

Kainat uyandı secde için Nerdesin!
Ezanlar çağırıyor seni Nerdesin!
İşte bak gidiyoruz Nerdesin!
Bir çocuk ağlıyor orada Nerdesin!
Annen çağırıyor Nerdesin!

Bu kadar vurdum duymaz olamazsın sen Nerdesin!

Gazze yi vurdular Nerdesin!
Filistin yanıyor Nerdesin!
İnsanlık ölüyor Nerdesin!
Komşun ağlıyor Nerdesin!
Çocukların aç Nerdesin!
Eşin seni bekliyor Nerdesin! Okumaya Devam…

Seyreyle Güzel

Nisan 23rd, 2010

Hira! Dinleyelim hadi… Usulca ve sessizce… Belki Şifa olur!

Seyreyle Güzel Kudret-İ Mevla Neler Eyler
Allaha Sığın Adl-İ Teala Neler Eyler

Canana Gönül Vereli Ben Candan Usandım
Hem Düşeliden Derdime Dermandan usandım

Suları Şikest Meyleri Kalp Hazreti Haktan
Bir Ane Değin Ettiğim İsyandan Usandım Okumaya Devam…

zaman

Nisan 21st, 2010

Günler bir birini bir çocuğun balon satan bir amcayı kovalaması gibi tatlı tatlı kovalıyor duruyor… Ve ben büyüyorum! Büyümek! Hani şu bahcemizde elmaların önce birer çiçek misali sonra yeşilimsi sonrada kıpkırmızı hali gibi… Çiçekliğim geçtimi bilmiyorum ama kırmızılık hissiyatı çöker oldu içime…  Ne istiyorsun sorularına ölmek istiyorum gibi cevaplar veriyorum mesela… Ama kimse anlamıyor. Herkesin benden aldığı pozitif enerjiyi ben asla kendime veremiyorum… Sanki şu koca dünyanın yükü yalnız benim omuzlarıma yüklenmişcesine huzursuz oluyorum… Namazsızlığın vermiş olduğu bu hal beni çıkışı olmayan derin bir kuyuya atıyor… Kuyu! Kuyu ama Yusuf’un düştüğü o cennet kuyularından değil… Dipsiz, kimsesiz, bunalmışcasına, kötü ve pis… İşte bu kuyuların içinde çırpınıyor ve gıhımı çıkaramıyorum… Hayat pastasının en lezzetli dilimini yalnızca ağlayarak ve düşünerek geçiriyorum… Ağlıyorum çünkü hiç bir zaman mutlu olamıyorum! Elimde değil affet mutlu olamıyorum! Mutlu olamıyorum çünkü çocukların hemen hepsi ağlıyor… Onlar ağlarken ben gülemiyorum… Gül’e hasret bir hal ile gülme vuslatında şikayetsiz öylece susuyorum… Okumaya Devam…

CAY

Nisan 12th, 2010

hadi üzülme artık kalk… git güzelce bir elini yüzünü yıka, bi çay koy ocağa… aç şu perdeleri güneş girsin birazda içeri, hatta perde yetmez pencereyide açıver biraz hava alalım zira bunaldık bu dört duvardan… hadi şimdi çek şu güzel kokuyu içine güneş birazda yüzüne vursun, kuşların eşsiz melodisi günün şarkısı olsun… su taşmak üzere demle artık çayı, boş durmak yok aynı zamanda sofrayıda kurabilirsin… dolapda bir şey yok mu? bir dilim ekmeği ona böler yersin yeterki muhabbet olsun hem bak orada biraz peynir ve domatesde var…  Okumaya Devam…