Hoşça bak zatına kim zübde i alemsin sen!

Kasım 16th, 2010

Ey dil ey dil niye bu rütbede pür gamsın sen
Gerçi virane isen genc-i mutalsamsın sen
Secde- ferma-yi melek zat-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen
Ruhsun nefha-i Cibril ile tev’emsin sen
Sırr-ı Hak’sın mesel-i İsi-i Meryemsin sen

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen Okumaya Devam…

Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni

Eylül 28th, 2010

Sen usandırma eli el de usandırmaz seni
Hilekârlık eyleme kimse dolandırmaz seni
Dest-i a’dâdan soğuk su içme ki kandırmaz seni
Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni Okumaya Devam…

nasihat-1

Eylül 12th, 2010

Hep eğmem gerekiyor başımı öne… Sessizce ve düşünceli… Her hatanın farkında olup her Tövbeye utanarak gitmeliyim… Utanmalıyım! Hayasızlıklardan, tatsızlıklardan, günahlardan… Utanmalıyım! Şayet bu değeri kaybedersem bir defa bir daha ömrü billah iflah olamam! Kendime kabirde tek bir yoldaş bulamam… Herşeyin farkında olduğum halde sessiz ve tepkisiz kalmamalıyım! Hareket ve sabır ile hem koşarak hemde durarak ilerlemeliyim, “inançlarım gereği bazı şeyleri tadında bırakmalıyım!” Her zaman ki gibi kalemi elime almalı ve sessizce mürekkebi meşk etmeli, gözyaşlarıyla kağıdımı aharlamalıyım! Ümit etmeli ve hiç bir zaman aciz olduğumu, çaresizliğimi ve fakirliğimi unutmamalı bunların bende hep bir elmas değeri taşıdığını bilmeliyim… Asl olanın salih ameller olduğunu çok iyi bildiğim halde üstüne gide gide nefsimi kırbaçlamamalıyım… Alışmamalıyım günahlara! Alışkanlarımı terbiyelemeliyim! Terbiyemi kaybetmemeli ve onu pamuk yastıklarda ağırlamalıyım! Hırsı bırakmalı ve takdir-i ilahi’nin sunmuş olduğu Rahmet yağmurlarında ıslanmalıyım… Hepsinden önemlisi dedim ya… Utanmalıyım! Ömrün bitip tükenen bir kum saati olduğu aşikar ken ve her an kayabilecekken ayağım, ayağımı sağlam basmalıyım… Çok istiyor olsamda, istememeliyim… Çok özlesemde kavuşmamalı, çok hırslansamda sabretmeliyim… Gelip geçen her günün kıymetini bilerek secde etmeli, alnımın yerden ayrıldığı her an hasret duymalıyım… Aşık olmalı ve Aşk’ın gülen yüzüne tebessüm etmeliyim… Geceleri bir köşeye çekilip sessizce dinlemeliyim… Gözlerimi kapamalı ve düşünmeliyim… Çayın buharı gibi uçup giden gençliğimi İbadetimle süslemeliyim! Şükretmeliyim… Hep, şükretmeliyim… Okumaya Devam…

Muradının Ardında Dur!

Ağustos 17th, 2010

Çekip gitme hemen öyle… Sabırlı ol! Bir kere baş koyduysan bu yola eğeceksin başını öne! Hemen çıkıp gidemezsin bu kapıdan öyle… Acı, gözyaşı, haykırış, sabır, direniş, tövbe… Herşey olacak bu işte ama İsyan ve Terkediş asla! Murad ettiysen şayet bir defa, ardında duracaksın! Duydukların, gördüklerin, bildiklerin seni yanıltmasın! Muradının ardında durmalısın! En kolayıdır çekip gitmek bu hayatta, gitmemelisin! Dimdik durmalı ve her gelene, göndereni bildiğin için gülmelisin! Sakin olmalı, ve sabr etmelisin… Elbette batan güneşin bir de doğanı vardır zamana bırakmalısın… Belki de bazı zamanlar susmalı ve yalnızca içine kapanmalısın… İçine kapandığın o derin oda da kendini bulmalı ve o zamana kadar işlediğin tüm günahları derincesine düşünmelisin… Çekip gitmemeli, Muradının ardında durmalısın! Elbette seni affeden, seni düşünen ve sana güzellikler ihsan eden Rabb’bin seni unutmayacaktır, bilmelisin… Bu bilinçle, bu güçle yürümeli daha parlak ufuklara koşmalısın… Bir kere Murad ettiysen ve olanlar hiç beklediğin gibi değilse de “Mevla görelim neyler…” demeli, yine içindeki o geniş odaya kapanmalısın. Çirkin, beş para etmez bu yaşam tarzını bir kenara atabilme cüreti ile şahlanmalı, eline kamışını alıp hokkana usulca batırmalısın… Okumaya Devam…