sevgilim kalk, kudüs’e gidelim…

Ocak 28th, 2010

Bazı şehirleri özlemek, tek gözlü bir odaya toplaşıp, annenin yaptığı sıcak tarhana çorbasıyla ısınmayı özlemek gibidir.

O şehirlerin sokakları, annenin ellerine benzer. Ağrıdan çatlayacak gibi duran alnını okşar durur gecenin bir yarısında. Annelerin duası varsa, şehirlerin de duası vardır mırıldanıp durduğu.

Bu baş ağrılarım beni öldürecek biliyor musun?
Kalk Kudüs’e gidelim..
Allah şehrine gidelim. Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına. Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça.
Tarhana çorbası içer gibi içimize çekelim, gökyüzünde yaratılıp yeryüzüne indirilen bu ÅŸehrin sokaklarını. Kudüs’ün bulutlarından tespih yapıp “subhanallah” çekelim. Okumaya Devam…

bir süre…

Ocak 24th, 2010

bir süre yazmayacağım. yazmamalıyım. herÅŸey düzelene kadar. eskisi gibi saf ve temiz olduÄŸum zaman. ellerimi hakikaten yıkadığım zaman. Okumaya Devam…

sessiz…

Ocak 23rd, 2010

Susmalıyım. Bu ara çok fazla konuÅŸmamalıyım. Geriye çekilmeli, sessizce düşünmeliyim… Haykırmalıyım fakat bu feryadı yalnızca ben duymalıyım zira bu güne kadar tüm feryadımı aleme duyurmak için ettim amma belli ki ben pek duymamışım. Düşünmeliyim… Bolca sabretmeli, bolca okumalıyım… Tertemiz bir su yatağı misali akan hayatıma kendi ellerimle koyduÄŸum taÅŸları, pislikleri cesurca temizlemeliyim. Başımı dik tutmayı öğrendim ama pek sevmedim eskisi gibi mazlumlaÅŸmalı başımı öne eÄŸmeliyim. Fakir olduÄŸumu, muhtaç olduÄŸumu unuttum hatırlamalıyım. Sanırım yolumu ÅŸaşırdım bir bilene sormalıyım. Yatsı namazlarını camiide kılardım “dım” yerine “ım” koymalıyım. Beni mutlu edeni biliyorum ondan özür dilemeliyim. Bir daha yapmamalıyım. Okumaya Devam…