Söz!

Aralık 4th, 2011

Söz…
Söz veriyorum bu yazımı diğerleri gibi göz yaşları içinde yazmayacağım sana.  Olabildiğince sakin, sessiz ve sukunetli olmaya çalışacağım. Diğerleri gibi gözlerimin bulanıklığı yüzünden imla hatası da yapmamaya çalışacağım.

Söz…
Sana ilk gün o İstanbul’un eşsiz güzelliği ile başlayıp bu gün yanıbaşımda kaniatın tüm güzelliklerini barındıran ellerini izleyişim ile devam eden Söz’ümü tutuyorum… Sana , kendime ve Rab’bime verdiğim en mühim sözlerden olan  bu Söz’ü hakkı ile tutmaya gayret ediyorum. Ama bir yerde hata yaparsam şayet affet, duramıyorum! Titriyor, gözlerim kararıyor, içim sığmıyor, dudaklarım kitleniyor seni yanımda düşününce. Düşünsene, burdasın ve ben seni her uykuya dalışında sessiz sedasız izleme şansını yakalayacağım… Seni o kadar seviyorum ki kıyamıyorum! Sevmek bu kadar acımı bilemiyorum, seni Annen’den, Baban’dan nasıl koparıp alırım bilemiyorum. Senin onlardan uzakta kaldığında bir saniye bile üzülmene dayanamıyorum… Okumaya Devam…

yanımdaki hasretim

Ekim 27th, 2011

Öyle diplere düşmüş, öyle serseri, öyle sessiz, öyle fakir bir halde dolanırken birden ışıkları yaktın!… Sen geldin, geldin ama yanında büyük bir ateşide bana getirdin. Hoşgeldin, safalar getirdin ama ateşini nedeng getirdin? Üzülme sana sitem etmiyorum, sitemim yalnızca ateşine, o bakışlarındaki kor alevlere, o gülüşündeki alevlerin sıcaklığına, o duruşundaki közlere, o son sözlerdeki kıvılcımlara, o adanmışlığındaki alevlere… Güzel Meleğim, Cennet misalim, Sevgilim… Beni affet, beni her gün her saniye affetmeni istiyorum senden. Farkındayım yazdıklarımı okurken hep korkutuyorum sözlerimle seni ama korkma! Beni affetmeni isteyişim bir hatadan ötürü değil yalnızca bu safa bu temiz bu parıldayan gözlerini hak etmeyişimden. Okumaya Devam…

Hüseyin Kutlu Hocamızın Tarih Kültür Vakfındaki Sohbeti

Eylül 1st, 2011

Kimsin?

Mart 21st, 2011

Bana kızıyorlar Sana yaptıklarım için… Senin o güzel cemaline, senin o gül yüzüne o damlaları akıttığımdan ötürü herkes dargın bana… Ne çocuklar konuşur oldu nede Annem… Herkes Sen olmuşcasına bir özür bekliyor benden… Bense bir kavram kargaşası içinde ne yapmasını bilmeyen bir toy gibi sana nasıl davranmam gerektiğimi bile bile ağlatıyorum o ışık kaynağım olan gözlerini… Yanaklarındaki o sessiz cilveler, o kıvılcımlar, o çocukların cıvıltısı, o Hira’nın kokusu, o Yusuf özlemi, o Züleyha tatlılığına rağmen ben kıymet bilmez bir halde karşında duruyorum. Hira’m… Kapanmaz yaram… Korkuyorum… Okumaya Devam…