Åžubat 28th, 2010
Uzunca bir düşünce alemi aslında yaÅŸadığımız hayat… Ya da ÅŸahsım adına düşünmekten ibaret… Bu gün Bursa’da bir mekanda kahvaltı yaparken karşımdaki aziz kardeÅŸime “hiç bir yerde rahat yok bana” dedim… “Neden?” diye sorduÄŸunda ise cevap vermek ile verememek arasında geveleyerek “ÅŸimdi burada olamayan o kadar çok insan varki” dedim ve kala kaldım… Bu beÅŸinci iklim, bu düşünce iklimi nereden hasıl olduysa her geçen yaÅŸda, ölüme yani yeni hayata yaklaÅŸtıkca çok daha artmakta… Durakda sakız satan dedeyi düşünüyorum mesela en şık elbiselerimi giydiÄŸimde… Ayaklarıma baktığımda engelli kardeÅŸim geliyor hatrıma… Okumaya Devam…
Åžubat 12th, 2010

Hazer kıl kırma kalbin kimsenin canını incitme
Esir-i gurbet-i nalan olan insanı incitme
Tarik-i ışkda bi-çareyi hicranı incitme
Sabır kıl her belaya hâne-yi Rahman’ı incitme
Felekde hasılı insan isen bir canı incitme
Günahkar olma fahr-i âlem-i zî-ÅŸanı incitme Okumaya Devam…
Ocak 31st, 2010

Acılar korkutmasın seni… Elbette acıyacağız, sızlayacak yüreklerimiz… Üzülmeden asla mutlu olamayacağımızı anla… Korkmalıyız! Cehennem ateÅŸinden nasıl korkuyorsak öyle korkmalıyız kaybetmekten… Kaybetmek fiiline maruz kalmaması için öznelerimiz, tüm kelimelerimizi dikkatli kurmalıyız… Ara sıra susmalıyız evet ama asla kusmamalıyız. Zehir bile dolsa bu fani cehremiz ÅŸerbet sayıp eyvallah etmeliyiz… Okumaya Devam…