Neden?

amak-ı-hayal-min

Gelenlerin gidenleri arattığı kimsenin halinden, zamanından, mekanından memnun olmadığı, her bir kelamın arka sıra mutlaka bir şikayetin var olduğu, her daim Allah demek yerine her daim yallah dediğimiz, secde de eğilecek başları makam mevki önlerinde harcadığımız, sözün kıymetli olduğunu unutup olur olmaz konuştuğumuz, sürekli dilimizi titretip din dinayetten bahsettiğimiz ama asla kalbimizi titretemediğimiz bir hal üzere ahir zamanı iliklerine kadar yaşıyoruz elhamdülillah!

Hal böyle olunca yaşanılan bunca kargaşa, bunca kavga, bunca acı çok doğal gelmeye başlıyor haliyle. İstikâmet üzere olmamız gereken yerde istikametimizi başkalarının çizmesine müsade ettiğimiz sürecede bu böyle olacak inşaallah!

Ekseri olarak baktığımızda maalesef herkesin (bir küçük kısım hariç) tek derdinin madde olduğunu pek alâ çok rahat görebilirsiniz. Yanıldığımı düşünmüyorum zira gözlemlerim, kulak misafiri olduğumuz kısa, uzun sohbetler hep para ya da madde üzerine kurgulanmış vaziyette. Kurgulanmış diyorum çünkü bunları konuşmasını isteyen fevkâlade bir düzen var hali hazırda maaşallah!

Ölümden bahseden neredeyse hiç yok. Varsa yoksa dünya varsa yoksa hayat. Ulan varsası yoksası yok bu işin bugün var yarın yok işte anla! Yunus. Ah Yunus. Dünyanın derdini tasasını, fermanını, dermanını tek bir dörtlüğe sığdıran koca yunus. Bu kadar derdin tasanın, kavganın, dövüşün, kötü sözün, feryadın olduğu dünyanın kısadan açıklamalı meâli şudur efendim;

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Evet. Şaka değil. Olayı bu kadar basite indirgemiş vaziyetteyim. Öleceğiz. Net. Tartışmasız. Gerçi neyi açıklıyorum kardeşim istersen tartış, istersen ölmemeyi dene?

Peki madem böyle. Madem Yunus demiş ki;

Hey Emre’m Yunus biçare
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin

o zaman bunca gürültüyü kim neden çıkarıyor? Neden bunca acı? Kim ölürken yanında bir yudum su götürecek? Kim malının zerresini kefenine koyabilecek? Kim eyvallah ettiklerinin kârını görebilecek? Kimse! E o zaman nereye? Neden üzülmek? Neden üzmek!? Neden mutsuzluk?

‘E Peki sen neden böyle durgunsun madem’ dersen ağır ol derim. Bizdeki mutsuzluk değil bizdeki hüzün. Biz çekiliriz bir köşeye seyrederiz yalnızca neler oluyor neler bitiyor. Soranlarada ‘araba bekliyorum birazdan gelir diyoruz’ yalan mı? Gelecek bir yeşil araba ama bugün ama yarın alacak cansız hayvanı gidecek. Hayvan tabi, Aşıklar ölmez.

Bu dünya ol ahiretten içeri
Âşıkın yeri var kimseler bilmez
Yunus öldü diye sela verirler
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez

Elhamdülillah.

amak-ı-hayal-max

Bir Cevap Yazın