Mutlaka sure-i ve’l asr’ı okurmuş, bu neden?..

Sıradan günler bir biri ile yarışırken artık bu yarışa bir son verme zamanı geldiğini düşündüğüm bir vakitte gözümü seher vakti beş elli de o ölümün küçük kardeşi, bitmek tükenmek bilmeyen uykudan açtım… Güneş çoktan mesaisine başlamış tüm mevcudat bin bir hal ile tesbihata koyulmuştu. Ben ise gözleri yarı uykulu olan biteni seyre daldım…

Uzun zamandır görüşemediğim dostlarla görüşemediğimiz sürenin binde biri kadar bile bir vakit sürmeyecek zaman diliminde hasbihal eyledik… İyi de geldi hani… Çok uzun sürmesede sevdiğim İnsanları görmek mutlu olmama kafii geliyor bazen…

Dostları Eyyub Sultan’dan uğurladıkdan sonra başımı her zamanki gibi yere eğerek bin bir düşünce atlasında seyre daldım ve bir ihtiyarın adımlarını taklid edercesine Eyyub El Ensari Hz. lerinin türbesine doğru yol aldım… Huzur istiyordum ya hani şu sıralar işte oradaydı… Biliyordum… Cihan-ı Alemde kim var ise Dua ettikten sonra mezarları seyre daldım. Dilimde çeşit çeşit Dua ile gezindiğim Eyub Sultan’ın mezar arası sokaklarında zamanın nasıl mum misali eridiğini sindire sindire idrak ettim.

Abdest’de yoktu… Yürüyordum… Aslında tam manası ile yürümek değilde biraz dolaşmak istiyordu gönlüm… Mezar taşlarındaki yazılara takıldım bir süre Mahmud Hocamla aklımızdan geçen kitap projeleri geldi hatrıma… Sürekli düşünüyorum hatta bazen zihnimin içinde bir motor olduğu kanaatine bile varacak dereceye gelmişti bu hal bende ki şu sıra ha la öyle… Vesvese ile kirlenmiş düşünce alemimi secde ile duruluyordum… Tam Eyyub Sultan’ı terk etmeye meyil ediyordum ki camii nin önünden geçerken içeriye şöyle bir göz attım ve o içeriye sızan muazzam nur süzmesi ışığı görünce birden kendime geliverdim derhal abdest alıp bu ışık altında günahlarımı dökmeliydim…

Namazı eda ettikden sonra Kur’an-ı Kerim’i alıp okumaya koyuldum… Şu sıra çokca dilime takılan bir sure olan Asr’ı mealen çok merak ediyordum biraz okudukdan sonra derhal Asr suresini buldum ve o eşsiz mananın yanı sıra Mehmed Akif’in de Asr hakkındaki manzumesini okuduğumda bir hazine-i kemalin anahtarını bulmuşcasına Mes’ud oldum… Rabbim Asr suresinde;

Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).

diyordu… Bir süre düşündükten sonra hemen meal altında bulunan Mehmed Akifin dizeleri Sure’nin üzerine şerbet, bal oldu….

Halikın na muntenahı adı var.. En başı ”Hak”
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak..
Hani Ashab-ı Kiram ayrılalım derlerken..
Mutlaka sure-i ve’l asr’ı okurmuş, bu neden?..
Çünkü meknun o büyük surede Esrar-ı Felah..
Başta iman-ı hakiki geliyor.. Sonra salah..
Sonra hak .. Sonra sebat.. İşte kuzum İnsanlık..
Dört’ü birleştimi yoktur sana hüsran artık..

Dizelerdeki anlamadığım sözcükleri tek tek meal ederek tam manası ile idrak edebilmek için tekrar tekrar okudum… Ve Mehmed Akifin sıraladığı o dört büyük erdemi İman-ı Hakiki yi, Salah’ı, Hak’ı ve Sebat’ı kendimde aradım!…

Şirketteki dostlarada birer küçük hediyecik aldıktan sonra normal mesai saatimi tamamlayarak dostlarla Panoramik 1453’e doğru yol aldık… İstanbul’un fethinin şahane bir şekilde gözler önüne serildiği müzeden sizlerede küçük bir kaç kare getirdim…

Ve güneş yerini biz ölümün küçük kardeşinin koynuna girelim diye geceye bıraktı… 
Olaki düşünürüz diye…

Mes’ud..

[mp3 autostart=”true” repeat=”true”]http://www.upload-mp3.com/pfiles/5219/Incesaz%20-%20Dogu.mp3[/mp3]

“Mutlaka sure-i ve’l asr’ı okurmuş, bu neden?..” için 2 cevap

  1. -NeyZen- dedi ki:

    ÖMRÜ KAZANANLARDAN OLANLARIN, AHİRETLERİDE BAYRAM OLUR..

    Yazıyı okuyunca bu söz aklımda canlanıverdi… Fazla söze ne hacet…

  2. NURAN YILMAZ dedi ki:

    SÖZÜN BİTTİĞİ YER…HEPİMİZİN AHİRETİ BAYRAM OLUR İNŞALLAH….

Bir Cevap Yazın