Gazze(m)!

Gittiler…
Bile bile, göz göre göre, ve inanarak çıktılar yola zira hiç bir risk Allah’dan büyük değildi! Biliyorlardı. Bizede burada kalmanın utancını bıraktılar… Yolda onları hangi köpeklerin beklediğinide gayet iyi biliyorlardı ama hepsi birden tebessüm ederek havlayan köpeğin ısırmayacağını biliyorlardı. Yola çıktılar yol açıktı onlara… Köpeklerin tüm havlamalarına karşın dik durdular ve asla taviz vermediler. Sözüm ona dünya’nın (ki artık dünyanında adı değişmeli diye düşünüyorum bu olaydan sonra zira dünya artık eski dünya olmayacaktır) en güçlü ordularından biri olarak nitelendirilen bir ordunun komando köpeklerini sopa ile sadece sopa ile püskürten mücahidler bize çanakkalede 300 kiloluk mermeyi tek başına kaldırıp düşman donanmasını denize gömen on başıyı hatırlattı. Biz ecdadımız ile her daim gurur duyduk! Şimdi de IHH sayesinde, bu hükümet sayesinde o günleri tekrar yaşıyoruz. Kendini bilmez bazıları bu yardımlar şöylede giderdi, böylede giderdi sorun olmazdı diyorlar bre ahmaklar! dünya titredi israil köpeklerinin gazzedeki kardeşine yaptığını dünya bu defa kendi vatandaşında hissetti, dünyanın şah damarına kurşun sıktı bu defa köpekler ki amaçda aslında dünyanın gözünü Gazzeye çevirmekti. Bırakalım gözü dünya cehren Gazze’ye döndü! Kapanan kapılar açıldı! Umutlar yeşerdi ve karanlıktaki Gazze artık bir ışık gördü… Tarık Tufan kitabında “Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır” diye yazmıştı…

Şehit Oldular…
Güle güle, dua ile, selam ile, Gazze’ye karşı öyle güzel öldüler ki inanın ölesiye kıskandım onları… Karşındaki köpek havlamalarını asla duymadı onlar biliyorum, hissediyorum onların duyduğu tek şey meleklerin onları çağırma sesiydi. Gelin diyorlardı sanki gelin, gelin ve buradaki bu benzersiz makamınızı görün diyorlardı… Hepsi aslında bunun için gidiyordu… Dokuzu birden el ele sema da tebessüm ederek öldüler, şehitlik mertebesine israil köpeklerinin kafalarına basarak çıktılar… Şimdi onlar orada ve sanki hisseder gibiyim ki onların yüzü suyu hürmetine burada birşeyler daha iyi gidiyor. Mehmed Akif yazmıştı vakti zamanında “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun! Korkma nasıl böyle bir İmanı boğar?”…

Geldiler…
Gözlerindeki derin bakışlar bir çok şeyin açıklamasıydı aslında… Sessizdi çoğu. Amaçları, hedefleri yerinde idi. Dünya onların arkasında idi. Herşeyden öte Allah onlara sahip çıkıyordu! Ağır adımlarla vatana döndüler. Herşeyin daha güzel olacağı ümidi ile tebessüm ettiler. Şimdi sıra ağlama sızlama sırası değildi.. Şimdi bir olma ve hür olma vakti idi. Yahudisinden, Müslümanına herkes ama herkes Gazze’de yaşanan bu insanlık dışı durumun bir an önce ortadan kalkması için elinden geleni yapmaya artık hazırdı! Zira artık mesela Dünya! meselesi olmuştu… Ağır adımlarla vatana dönenlerin bundan yalnızca biraz vakit sonra tekrar oralara bu defa sesslerini biraz daha yükselterek şehit olmak ümidi ile gidecekleri malumdu… Ve artık gemilere başka bir saygı duyuluyordu…

Gazze umudunu onlar sayesinde koruyordu!

fakir-i bi çare mes’ud

[mp3 autostart=”true” repeat=”true”]http://umutrehberi.tasavvufi.com/mestmp3/enstrumantel/165-lastmoments.mp3[/mp3]

Bir Cevap Yazın