Esma’nın Kanatlarında…

Ey Allah’ım, Sen, Seni bildiğin gibisin. Benim haddim bilmediğimi bilmektir.
Rahman Sensin; Seni beni sevmen benim kendimi sevmemden daha sevimlidir bana.
Rahîm Sensin ki, beni yokluğun ürpertisinden aldın, rahmetinin kucağında teselli ettin.
Melîk olmasan Sen, ben beni nerede bulurum?
Kuddûs olduğun için, şu toprak bedenin kara toprağa secdesiyle günahları aklarsın.
Selâm olan Sen, beni benim ettiklerimden sâlim eylemek dilersin.
Mü’min olmasan Sen, göz gördüğüne kanmaz, kulak duyduğuna inanmaz, kalp sevdiğine doymaz, ruh varlığına razı olmaz.
Müheymin olan Sen, ümit kapılarını hep açık tutarsın. Ben kendimi ateşe atsam da Sen beni benden kollarsın.
Azîz olmasan Sen, alçalan gönül nasıl yücelir?
Cebbâr olmasan Sen, kirpik göze batar, dil damağı incitir, mızrap teli kırar, hâr güle ağır gelir.
Mütekebbir Sensin ki, büyüklük yalnız Sana yaraşır; Sana karşı tekebbür eden zillete düşer. Hâlık olmasaydın Sen, yokluğun varlığa yüzü tutmazdı.
Bârî Sensin ki, Senin sözünle ten cana yoldaş oldu, ateş suya sırdaş oldu.
Musavvir olmasan Sen, yüzüm olmazdı yüzüme bakmaya.
Gaffârsın ki, bağışlaman için bahane gerekmez; kapından eli boş dönülmez.
Kahhârsın ki, ateş emrinle serinler, taş izninle yumuşar; takdirinle can tende konaklar, kudretinle ağaç çekirdeğe sığar.
Vehhâb Sensin ki, vermek duygusunu vermekle zengin ettin beni.
Rezzâk ol bana; rızkı Senden bilmekle rızıklandır beni.
Fettâhsın ki; kalbimi hakka açtın, hakkı kalbimde çoğalttın.
Alîm olmasan Sen, kimse bilmez bilmediğini, kimse bilmez bildiğini.
Kâbıdsın ki, sabırla sınarsın sevdiğini ve seversin sabredeni.
Bâsıtsın ki, celâlinden cemâline kapılar açarsın, göğsümü sonsuzluk vaadinle genişletirsin, darlandığımda rahmetini lûtfedersin.
Hâfid olan Sen, kendini yücelteni alçaltırsın.
Râfi’sin ki tevazû haline yücelik bahşedersin.
Müzillsin ki, Seni tanımayan kör ve sağır sebeplere dilenci olur, Seni bilmeyen kendi varlığının ağırlığı altında ezilir.
Muizzsin ki, Sana secde edeni aziz eylersin.
Semî’sin ki suskunluğum ve dilsizliğim bile katında dua olur.
Basîr olmasan Sen, göz gözü görmez, ışık kör kalır, karanlık karanlığa düşer.
Hakem olmasan Sen, akıl hikmete aç kalır, hikmet yetim kalır, hükümler hükümsüz kalır, işler faydasız kalır.
Adlsin ki, ahenk ve renk yerini bulur, düzen ve ölçü tamam olur, kalp ebedî ahenkten nasiplenir, ruh sonsuz adaletinle sevinir.
Latîfsin ki güzellerin güzel yüzüne bakacak güzel gözleri yokluğun körlüğünden çıkardın. Habîr olmasan Sen, kim bilir ruhumun sessiz iniltilerini, kim dinler kalbimin ince sızılarını, kim söyler bana sonsuzluğun müjdesini, kim fısıldar kalbime ayrılığın çaresini?
Halîmsin ki verdiğin ekmeğe nankörlük edenin rızkını kesmezsin, günahkâra pişmanlık fırsatı verirsin, inatla yoldan çıkanı tekrar tekrar yola çağırırsın, kapına gelip pişman olanı rahmetinle sarıp sarmalarsın.
Azîmsin ki gökler azametinle yükselir, zerreler azametinin gölgesinde dolanır, denizler azametinle derinleşir, her nefes azametinin arşı altında alınıp verilir.
Gafûr olmasan sen, bunca çok günahımı rahmetinin yanında itiraf etmeye dilim varmazdı, bunca çok unutmuşluğumu affına emanet etmeye yüzüm olmazdı.
Şekûrsun ki, şükrümü arz ederken Sana yeniden şükür borçlanırım, minnettarlığımı söylerken yine Senin minnetin altında kalırım.
Alî olmasan Sen, kimsede yücelik ve kemâl olmaz, kimsenin kimseye bakacak yüzü olmaz, ben günahkârının huzuruna gelmeye yüzü tutmaz, sevinmeye ve sevilmeye hakkım olmaz. Kebîr olan Sen, her secdemde küçült beni, cürümümün büyüklüğüyle değil irademin küçüklüğüyle hesapla beni.
Hafîzsin ki, her yaprak Senin kudret eline düşmektedir, yitirdiklerim Senin hıfzına emanettir, ayrılıkları Sen vuslata çevirirsin.
Mukît olmasan Sen, ekmek kimseyi doyurmaz, sular dudağı serin eylemez; kalbim kut ve gıdasını bulamaz, kaygılarım ve telaşlarım durulmaz.
Hasîb olan Sen, beni bana bırakma, hesabımı eksik çıkarma, kefîl ol ihtiyaçlarıma, beni Sensiz bırakma.
Celîlsin ki, taştan bile katı olan kalbimi vahyinin dokunuşuyla parça parça eyleyip gerçeğin kevserine göz göz pınar eylersin.
Kerîm olan Sen, elimi elime verdin, elimde olanın hepsi Senindir, elimde olmayanı da verecektir elbet keremin.
Rakîbsin ki, beni benden iyi bilirsin, kendimi kendime tanık eylersin, ancak başkaları gibi ayıplarımı yüzüme vurmazsın, beni kusurlarım yüzünden utandırmazsın.
Mucîbsin ki, Sana söylemek bile gerekmez, Sana ihtiyacımı arz etmem Senin-hâşâ- hâlimi bilmeyişinden değildir; Sen sessizliğimde ve suskunluğumda da duyarsın beni, yokluğumu ve sevdiklerime uzaklığımı en güzel varlık ve vuslat duası bilip icabet eylersin.
Hakîmsin ki, kelimelerin kalbine hikmeti Sen koyarsın; yoksa sözler anlamsızlığa yuvarlanır, kimse kimseye muhatap olmaz, söz dudağa değmez, dil avare kalır.
Vedûdsun bana ki, beni kimse sevmezken Sen sevdin, sevdiklerime beni Sen sevdirdin; Seni sevmekle sevineyim, Seni sevenleri seveyim, beni sevenlere Seni sevdireyim.

SENAİ DEMİRCİ
Fotoğraf: http://sharpietatts.deviantart.com/art/Seeing-what-I-should-88711549

“Esma’nın Kanatlarında…” için bir cevap

  1. Merve ÖZER dedi ki:

    Vedûdsun bana ki, beni kimse sevmezken Sen sevdin, sevdiklerime beni Sen sevdirdin; Seni sevmekle sevineyim, Seni sevenleri seveyim, beni sevenlere Seni sevdireyim.

    SENAİ DEMİRCİ

    senai demirci yüne o güzel aşkını sevgisini burda da göstermiş. Allah yar ve yardımcısı olsun. ne güzel bi içtenlik:)

Bir Cevap Yazın