Efendim…


Alemler yaratıldı hürmetine EfendimÂ
Melek insan hayrandır sünnetine EfendimÂ
Sen habib-i hüdasın, mislin ve benzerin yokÂ
Ne kadar şefkatlisin ümmetine Efendim
Adalet ve hürriyet seninle kemal bulduÂ
Bir kıl dahi geçmedi zimmetine EfendimÂ
Nice gözler vardır ki daha dünyada erdiÂ
Gülcemalini görmek nimetine EfendimÂ
PadiÅŸahlar kölendir, benim aklım ermiyorÂ
Senden uzak insanın cinnetine EfendimÂ
Alemde Bilal olmak herkesin kârı deÄŸilÂ
Aklı olanlar koÅŸar minnetine EfendimÂ
Yüzün gülzar-ı cennet, nazarın kalbe ÅŸifaÂ
Sensin tabib beÅŸerin illetine EfendimÂ
Yüce Allah katında ÅŸanın o kadar büyükÂ
Gönderildin İbrahim milletine EfendimÂ
Kimki seni tanımaz, sana bende olmazsaÂ
Bir nihayet yok onun zilletine EfendimÂ
Alemlere rahmetsin, müjdelerle geldin senÂ
Güvercin kanat gerdi hicretine EfendimÂ
Vasfından aciz diller hiç bir söz kâfi deÄŸilÂ
Åžanına ÅŸerefine izzetine EfendimÂ
Hep gıpta etmekteyim seni gören gözlerÂ
Nasıl doydu vuslatın lezzetine EfendimÂ
Sendeki güzel sabrı hiç kimseler bilmediÂ
Gülüp geçtin kavminin hiddetine EfendimÂ
Åžu Necati hakirin derdi başından aÅŸkınÂ
Dayanamaz hasretin ÅŸiddetine EfendimÂ
Taif’te ve Uhud’da bir lahza sarsılmadınÂ
Hep güvendin Allah’ın kudretine EfendimÂ
Gönlün göklerden geniÅŸ, ay nuruna pervaneÂ
Cebrail vezir senin devletine EfendimÂ
AÅŸkına yanan kula artık mahzun olmak yokÂ
Gark eder hazreti Hakk rahmetine EfendimÂ
Seni bilmeyen kiÅŸi ÅŸu büyülü dünyanınÂ
Niye katlanır bilmem zahmetine EfendimÂ
Nebiler sana müştak yarın bu güzel ümmetÂ
KuÅŸlar gibi koÅŸacak Ahmed’ine EfendimÂ
Mustafa Necati Bursalı

“Efendim…” için 3 cevap
Bir Cevap Yazın

Medine’yi ziyaret ettikten sonra daha da bir hasret duyuyorum Efendim sana..Buralardan Efendimde mi yürüdü? Bu havadan O da mı teneffüs etti? Benim baktığım yerlere O da mı nazar etti? İşte hep bu tür sorulardı beynimi meÅŸgul eden.. Medine’den ayrılmak ah ayrılmak zordu Efendim zor…
O’NUN ÜMMETİNDEN OL!
Beri gel, serseri yol!
O’nun Ümmetinden ol!
Sel sel kümelerle dol!
O’nun Ümmetinden ol!
Sen, hiçliğe bakan yön!
Hep sıfır, arka ve ön!
DosdoÄŸru Kâbe’ye dön!
O’nun Ümmetinden ol!
Gel dünya, mundar kafes!
Gel, gırtlakta son nefes!
Gel, ArÅŸ’ı arayan ses!
O’nun Ümmetinden ol!
Solmaz, solmaz; bu bir renk…
Ölmez, ölmez; bir âhenk…
İnsanlık; hevenk hevenk,
O’nun Ümmetinden ol!
Gökte çakıyor haber,
Geber çelik put geber!
DoÄŸrul yeni seferber,
O’nun Ümmetinden ol!
(1949)
N. Fazıl KISAKÜREK
O kalplere ışık tuttu mu bir kez sönmez, çığ olur da büyür sonra yakar bedeni yakar da savrulur savrulurda kavrulur kaknüs kuÅŸu misali, sonra küllerinden tekrar dirilir bu kez kavruluÅŸ bedende deÄŸildir artık ruh yanar asıl yanış ruhtadır ne de tatlıdır bu yanış sığmaz bedene zaten kaldıramaz bunu beden de… Ruhtur asıl O Yüce Sevgilinin aÅŸkını taşımaya takat getirebilecek,sonsuzluk ancak gerçek sevgiliyi bulmak ve sımsıkı sarılmak ve asla onu elinden kaçırmamakla uÄŸraÅŸ sarfetmektir.İşte ÅŸairler yazarlar yanışlarını dizelere ne de güzel aksettirmiÅŸler bu yanış önce ademe yanıştır sonra ademi yaratada bütün dönüşler zaten sadece ve sadece ona dönüşle sonuçlanmıyacak mı?