CAY

hadi üzülme artık kalk… git güzelce bir elini yüzünü yıka, bi çay koy ocağa… aç şu perdeleri güneş girsin birazda içeri, hatta perde yetmez pencereyide açıver biraz hava alalım zira bunaldık bu dört duvardan… hadi şimdi çek şu güzel kokuyu içine güneş birazda yüzüne vursun, kuşların eşsiz melodisi günün şarkısı olsun… su taşmak üzere demle artık çayı, boş durmak yok aynı zamanda sofrayıda kurabilirsin… dolapda bir şey yok mu? bir dilim ekmeği ona böler yersin yeterki muhabbet olsun hem bak orada biraz peynir ve domatesde var…  bırak açma şu televizyonu sokma şu güzelim beynine boş safsataları git aç radyonu en hafifinden biraz müzik dolsun içeri… hadi otur artık sofraya evvela besmele, sonra zikir, sonra da şükür gerek bilirsin hem değil mi ki nimet şükür ister her daim… çok yeme hem çok yemeki komşunun oğlu ibiş okulda açlıkdan nasıl yutkunuyor anlayabilesin… hadi çok zamanımız yok yeter kalk artık sofradan topla masada ne varsa, şimdi kitap vakti şu rafta duruyor ya hani uzunca bir zamandır yüzüne bile bakamıyorsun hani kapağına bakınca gözlerin tomurcuklanıyor, hani Ali hoca nasıl olmuşda pılısını pırtısını toplamış arkasına bakmadan sırf Peygamber Aşk’ına Ailesi ile hicret etmiş düşünüyorsun ya işte o kitabı birazda olsun okuma vakti… İyi oku öğrenecek çok şeyin var bu kitapdan…

devam edecek…

Bir Cevap Yazın