Biri bu hatibi durdursun!

‘Eskiden her şey güzeldi, modern zamanlar kaka’cılardan değilim. Ama sayın okur, bazı şeyler var ki, sahiden eskiden daha güzelmiş. Düğünler mesela. Birleştiren, kaynaştıran, evlilik çağı gelmiş diğer gençlerin de tanışmasına vesile olan, gençleri evliliğe özendiren, yaşlıları hayatlarının baharı ile yüzleştirip tatlı tatlı ölüme hazırlayan, çocukları şekerlemeye, tatlıya, gazoza boğan, eğlenmenin ‘dağıtmak’ anlamına gelmediği, günün mutlu bir gün gibi hitama erdiği düğünler, sahiden eskide kalmış.

Hayat tarzını sadece modernitenin referanslarına göre belirleyen insanlar için düğün ve eğlenceyi yan yana getirebilmek bir sorun teşkil etmiyor. Referansı din olan insanlar açısından ise düğün, sarpa sarmış durumda. Yüzyıllardır Müslüman bir toplumuz, ama maalesef Müslümanlar olarak düğünlerin en tatsız geçtiği dönemi idrak ediyoruz. Dindar, muhafazakâr çiftlerin düğünlerinin Kur’an-ı Kerim’den sûreler, ilâhiler ve ağzı iyi laf yapan bir hatibin ‘günün anlam ve önemine’ ilişkin konuşmalarıyla derûni bir hale getirilmesi kuşkusuz anlamlı bir faaliyet. Fakat bu silsileyi takiben çalınan müziklerin ‘en acıklı’ halk türkülerinden seçilmesi ve çağrılan hatiplerin düğün evini ölü evine dönüştürme gayretleri anlamsızlık bakımından teşrihe muhtaçlar… ‘

Düğün konuşmacıları’nın yaptığı konuşmalar 80’li yıllardan bu yana neredeyse hiç değişmedi, gelin ve damada kabaca ‘çoğalmalarını’ emreden ve evliliklerinin Müslüman camia için damızlık bir önemi haiz olduğunun deklarasyonu ile açılıyor. Bekle ki, bu çoğalma emri İbn-i Hazm’dan vs. yapılacak aşkî meşkî alıntılarla estetize edilsin. Çok beklersin. O dakika koşarak uzaklaşmazsınız, Çeçenistan’da, Filistin’de acı çeken Müslüman kardeşlerinizin dertlerinin ayrıntılı bir dökümü ile karşılaşıyorsunuz. Benim ilk gençlik yıllarımda listeye Moro, Eritre, Somali ve Afganistan da dahildi. Yeni düğün konuşmalarının acı listesindeki eksilme bu bakımdan dikkat çekici. Fakat bu durum güncelleme sorunu olmadığı anlamına gelmiyor, hâlâ Yugoslavya diyenler var, yuh demek istiyorum.

Siz sayın düğün merasimlerinde uzun ve bezdirici konuşmalar yapmaktan haz alan hatipler! İnsanlar bombalar altında bile evleniyor iken, evlilik, ‘hayatın her şeye rağmen devam ettiğinin’ hoş bir göstergesi iken, bu yaptığınız hiç de hoş olmuyor. Mantık evliliği yapan ya da görücü usulü ile evlendirilmekte olan, dolayısıyla birbirlerinden hoşlanıp hoşlanmadıkları bile kesin olmayan çiftler için gerekli olan yakınlaşma temasını darmadağın etmiş oluyorsunuz, bir.

Aşk evliliği yapmakta olan ve birbirine deliler gibi tutkun olan gençleri o akşam gerçekleştirecekleri etkinlikten dolayı suçluluk duygusuna gark etmeye çalışıyorsunuz ki bu hiç insani değil, iki. Mantık kurallarıyla belirlediği seçeneklerden birine âşık olarak, aynı anda hem mantık hem aşk evliliği yapmayı garantilemiş; kurnaz mı kurnaz, uyanık mı uyanık ‘indigo’ çiftlere madara oluyorsunuz, üç. Ümmet bilincine yeterince uyanmış konuklar açısından yaptığınız tereciye tere satmak olurken, hasbelkader konuklar arasında bulunan kalbi temiz laik teyzelerle, Cumhuriyet gazetesi okuyan amcaları fena halde ürkütüyorsunuz, dört. Dahası, Çeçenistan, Filistin derken konuyu mücahitliğe getirmeniz de tatsız. Ya ulus devlet gerçekliğinden, ya da bu devletlerin iyi korunan sınırlarını geçip yardıma koşmanın ancak bir ‘Sam Amca’ manipülasyonu/desteği ile mümkün olduğu gerçeğinden habersizsiniz, bunun da bir vebali var, beş. Düğün konuşmacılarından ricam şudur: Lütfen yaptığınız konuşmalar kısa olsun, mücadele değil muhabbet içersin. Saygılarımla…

Not: ‘Muhafazakârlığın fiyatı’ başlıklı yazımda geçen ‘Montesquieu’deki ‘görünmez el’ fikri …’ ifadesi, kavramın Adam Smith’e ait olduğu gerekçesiyle birtakım düzeltme girişimlerine konu oldu. Ben yazımın dip not kısmında da belirttiğim şekilde söz konusu alıntıyı Hirschmann’dan yaptım ve onun aktarımını baz aldım. Bkz. A. Hirschmann ‘Tutkular ve Çıkarlar’, sayfa 32.

 

Yazı:  Nihal Bengisu Karaca   
Fotoğraf: http://ytangoren.deviantart.com/art/satilik-gelin-74257702

“Biri bu hatibi durdursun!” için 2 cevap

  1. Beliz dedi ki:

    Anlaşılan sıkıçı bir düğün töreninde bulunmuşsunuz size katılıyorum.

  2. ümmügülsüm dedi ki:

    SA MALESEF GÜNÜMÜZDE DÜĞÜNLERE GİTMEK BİR İŞKENCE HALİNE GELDİ…
    HELAL DAİRESİ KEYFE KAFİ İKEN İNSANLAR HER ZAMANKİ DAHA FAZLASINI İSTİYORLAR …
    BAŞIMDAN GEÇEN BİR HADİSEYİ PAYLAŞMAK İSTİYORUM
    KIZ KARDEŞİMLE AMCAMLARDAYIZ AMCAMLAR DA BİR DÜĞÜNE DAVETLİ DÜĞÜN SAHİBİNİ ÇOK İYİ BİR İNSAN OLDUĞUNDAN VE GERÇEKTENDE HİİZMET ETTİĞİNDEN BAHSETTİ VS
    BİZ DÜĞÜNLERE PEK GİTMEYİZ SADECE YAKIN AKRABALARIMIZA (MALÜMÜNÜZ)
    AMCAM ÇOK ISRAR ETTİ SİZ DE GELİN DİYE
    BİZ GİTMEK İSTEMEDİĞİMİZİ SÖYLESEKTE AMCAM KARARLIYDI . DÜĞÜNÜN FARKLI BİR DÜĞÜN OLACAĞINDAN GÜZEL VAKİT GEÇİRECEĞİMİZDEN, GÜZEL BİR DÜĞÜNE ŞAHİT OLACAĞIMIZDAN BAHSETTİ BAHSETTİ .
    BAKTIK AMCAM KIRILACAK GİTMEK ZORUNDA KALDIK
    DÜĞÜN SALONUNA GİRDİKKİ ….
    AMCAM ÇOK ŞAŞIRDI, MAHCUP OLDU BİZE KARŞI VE DÜĞÜNE GELEN BİZİM GİBİ DÜŞÜNEN İNSANLARIN SAYISI DA HİÇ DE AZ DEĞİLDİ…
    İNSANLARIN NE ZAMAN NE YAPACAKLARI HİÇ BELLİ OLMUYOR….
    O YÜZDEN DÜĞÜNLARİ SEVMİYORUM…

Bir Cevap Yazın