Balçık Dünya

sendenkalannet_.jpg Seni bildim bileli, ey balçık dünya, başıma nice belâlar geldi, nice mihnet, nice dert. Seni sırf belâdan ibaret gördüm, seni sırf mihnetten, dertten ibaret. İsa’nın yurdu değilsin sen, yayıldığı yersin eşeklerin. Nerden tanıdım seni bilmem ki, nerden parçası oldum bu yerin, Bana vermedin bir yudum tatlı su, sofranı yaydın yayalı. Elimi ayağımı bağladın gitti, elimin ayağımın farkına varalı. Bırak da bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi sevgilinin havasıyla sarmaşdolaş olayım, uzayıp gideyim bâri. Ey çiçek, dedim çiçeğe, dedim, bu küçük yaşta sen, neden ihtiyar oldun bu kadar, dedim, nasıl oldu bu böyle? Çocukluktan kurtuldum, dedi çiçek, sabah rüzgârını tanıyalı, hep yukarlara doğru çıkar yukarlardan gelmiş bir ağaç dalı. Şunu da söyledi çiçek: Madem aslımı tanıdım, madem yersizlik âlemi aslım, artık bana tek bir şey düşecek: Yücelip aslıma gitmek. Sus yerter artık, var git yokluğa haydi, yoklukla yok ol. Git, yokluklardan tanı yokluktan var olanı. Mevlana Celaleddin Rumi Sinan ATA’nın sitesinde rastladığım bu şahane dizeler şu sıralar sürekli dinlediğim bir şarkı ile çok güzel bir kompozisyon halini aldı… Okuyan, dinleyen herkese afiyet olsun…

“Balçık Dünya” için bir cevap

  1. Fatma dedi ki:

    Çoğuzaman deriz ya keşke hep çocuk kalsak diye..görmesek dünya’nın gerçeklerini,ama bizi dünya ile mücadele ettiren şeyde biraz içimizdeki çocuk kalan tarafımız değilmidir.çocuk kadar saf ve masum oluşumuz.içimizdeki çocuğu kaybetmemek ümidiyle :)

Bir Cevap Yazın