Aşk’a Feryad..!

ImageShack
Bıyıkları yeni yeni terliyor, aynalara yeni yeni bakıyordu.. Uzunca boylu temiz yüzlü bir çocukdu.. Daha 17 sinde adeta bir fidandı.. Yeni yeni büyüyor büyüdükcede renk renk çicek açıyordu.. Hayatı, yaşamayı o kadar çok seviyordu ki herneye giderse gitsin gittiği yerin neşe kaynağı oluyordu.. Herkes seviyordu onu o da herkesi çok seviyordu yüzündeki o tatlı gülümseme ile herkesin sevgilisi oluyordu. Hep ama hep gülümsüyordu.. Tanıdık yabancı herkese gülümseyerek bakıyordu.. İşte yine öyle tatlı bir gülümseme ile O na gülümsüyordu.. Ama bu gülümsemede bir efsun vardı birden ne olduysa ayakları dolaştı, avuçları terledi, elindeki gül desenli defteri düşürdü..

Herşey yeniden başlamışdı sanki.. İlk kez görüyor, ilk kez duyuyordu sanki.. Yüreğine öyle sıcak bir umut dolmuştuki birden tüm vucudu ter içinde kaldı.. Yine güldü geçer dedi ve yoluna devam etti.. Aradan günler geçmesine rağmen yüreğindeki o sıcaklık yüzündeki o gülümseme ha la aynıydı.. Bir türlü adını koyamıyordu yaşadıklarının.. Ne olmuştu ki böyle? Bir kitap da buna benzer bir kaç şey okumuşdu şu an aynı şeyleri yaşıyordu kitapdaki genç bir kıza sırıl sıklam aşık oluyordu yoksa bendemi Aşık oldum diye soruyordu kendine ama Aşk nedir bilmiyorduki.. Her gün O nu görüyor O na karşı yaşadığı ne kadar güzel şey varsa her görüşünde katlanıyordu.. Bu yol başka kapıya çıkmıyordu.. Aşık dı!
Şimdi ne olacakdı? Daha Annesinin o temiz karşlıksız sevgisini yüreğine sığdıramazken bu ucsuz bucaksız sevdayı neyleyecekdi..? Aradan aylar geçmiş ve sevmeyi öğrenmişdi.. O nu her görüşünde yaşadıklarını O na uzun uzun anlatacağı günün hayalini kuruyordu.. Şimdilik O na birşey belli etmek istemiyordu.. İstemiyodu ama O nun karşına ne zaman geçse bambaşka biri oluyor gülüşmeleri kat kat artıyor, sürekli O nu seyrediyor adeta ruhunu O na teslim ediyordu..
Yemek, uyku artık eskisi kadar önemli değildi.. Hep hayal gemisine biniyor uzuncaa bir yolculuk yaptıkdan sonra ya çalan bir telefon ya da Anne siin yemeğe çağırması ile iniyordu.. Artık eskisi kadar konuşmuyorduda herkes farkındaydı.. Arkadaşları hep ” bizim güleç aşık ellemeyin ” diyerek takılıyordu ona..
Uçurumun kenarına gelmişti artık.. Ya herşeyi anlatacaktı O na yada dünyasını siyaha boyayacaktı.. Yarın çok özel bir gündü.. Kararını vermişdi içinde akan o tertemiz nehiri gösterecekdi O na.. Erkenden uyumalı yarına çapcanlı çıkmalıydı..
O gece sanki sabah hiç olmayacak güneş hiç doğmayacak gibiydi.
Uykusundan ara ara uyandı içi içine sığmıyor evin her karışını defalarca turluyordu.
Uykuya daldığında ise rüyasında yine O! vardı…
Erkenden kalkıp kendi elleriyle elbiselerini ütüledi.. Aynanın karşısında saatlerce oyalandı
artık kendisini hazır hissediyordu.. Evden çıktıgında adımlarını öyle büyük atıyorduki adeta uçuyordu..
Ve işte herşeyin başlayacağı o an gelmişti..!
Her zaman geldiği yoldan geliyordu..
Birazdan yanına gelecek ve O na günaydın diyecekdi.
Yolun karşısında O nu beklerken heycandan dizleri titriyordu..
Uzaktan birbirlerini gördüler ve o sıcak tebessümlerini armağan ettiler birbirlerine..
Önce merhaba dercesine el salladı..
İyice yaklaşmıştı..
Birden ne olduysa olduğu yerde kaldı sonra ipince esmer bir çocuk çıktı ortaya önce sıkıca
sarıldılar..
Dakikalarca ayrılmadılar..
O an kıyameti yaşıyordu..
Onları izlerken damarlarındaki tüm kan çekilmiş bembeyaz olmuştu..
Nihayet ayrıldılar… El ele tutuşup arkalarına bile bakmadan gittiler..
Ne oldugunu bile anlayamadan gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı..
İçinden ölmek bu anı hiç yaşamamış kabul etmek istiyordu..
O an delice bağlandığı hayatı bırakıp ölmek istedi..
Bağırmak haykırmak istedi..
Yalnızca susuyordu..
İçindeki nefreti siniri karmaşık duyguları kustu..
Artık ölüm O’na bir dosttu..

İşte bu 17 yaşındaki bir gencin
AŞK’a olan feryadıydı…!

Mesut Çelik