acizlik, ego, zaman, vesaire ve dostum ölüm

HerÅŸey ama herÅŸey gelip geçiyordu oysa! giymeye kıyamadığım elbiseler küfleniyor, yemeye doyamadığım en leziz yemekler iki lokmada tükeniyor ve bitmemesini istediÄŸim her mutlu gün geceye mahkum oluyor! Zaman sözünü her zaman tutuyor… Tüm bu eksiliÅŸlerin, tükeniÅŸlerin ve bitiÅŸlerin arasında her daim yeni bir var oluÅŸu ve yeni bir baÅŸlangıcı arıyor bu hüzünlü gönül. Yeni bir baÅŸlangıcın tükeniÅŸ yolunda kaybolup gidiveriyor farkına varmadan! ve bir gün herÅŸeyden ve herkesden habersiz tükeniveriyor! verdiÄŸi onca söz, kurduÄŸu onca hayal ve yapacak bir ton iÅŸ ÅŸurada dura dursun çekip gidiyor arkasına bakmadan! Aslında hep yapmak istediÄŸini O yaptırıyor ona… Egolarla dolu bir zaman diliminin en acı yerinden yediÄŸi parçanın acısını unutamadan pervasızca uzaklaşıyor tüm egolarından… Ömründe bir kere bile tebessüm edemeyiÅŸine yanıyor ama yanmaya mahkum beden, ruh ve düşünceler! Merhameti sonsuz Rabb’bin ona bahÅŸettiÄŸi sayısız nimetullaha inkarcasına kendini ispat edebilmek için kıvranan aciziyet bile aciziyetini anlayamadan gidiveriyor iÅŸte. Köşkte oturanlar, arabasını sayamayanlar, paranın saçma yükünde boÄŸulup kalanlar… Zaman eski kış gecelerinde Annem’in sobaya attığı bir kaç çıra gibi hızlıca tükeniyor iÅŸte! Evvela sesli ve heycan verici sonrasında kül! Eskimeyen bir beden olsada giysek diyesi geliyor insanın amma eskimezsek yeni’nin kıymetini bilemiyorduk iÅŸte! Bu kadar acizdik!

Gece oldum olası dosttur bana, rica etsem bir çay daha doldurur musun baba…

fakir mes’ud

Bir Cevap Yazın