5. Kat 1553 Numaralı Oda

Bu yazıyı istanbulda bir hastanenin 1553 numaralı odasından yazıyorum. Muhtemelen bu yazıyı okurken herkes mutlu, huzurlu evinde sevdikleriyle neşe içerisinde güzel dakikalar geçiriyordur.

Burada durum biraz farklı.

Sıradan bir müdahale için uğradığımız hastanede tam 32. güne merhaba dedik. Dile kolay tam 32 gündür beyaz önlüklü yüzü gülen ama dilinden çıkacak bir sözle gözünüzde canavara dönüşebilen sıfat olarakda adına doktor dediğimiz insanlar hayat arkadaşınız oluveriyor. Burada durum değişebiliyor. Etrafınızdaki anlamadığınız sinyal sesleri size artık bir nağme gibi gelirken bir anda rakamların yer değiştirmesiyle tüm durum tersine dönebiliyor. Gecesi gündüzü pek yok zira ne gecenin nede gündüzün bir önemi var burada. Gecede gündüzde sürekli olarak aynı duvar, aynı insanlar, aynı sesler… He hakkını yememek lazım nadirde olsa bir mavi kod 1 sesi ile bütün koridorlarda bir deprem olmuşcasıne koşuşturmalar başlıyor, suratların hepsi asılıyor, sesler yükseliyor, gözlerden istemsiz yaşlar akıyor, bir birine sarılan insanların hıçkırıklarını hayretle izliyorsunuz. Bu telaş ortalama 10 dakika sürüyor ve sonra şayet nasip ettiyse Allah hastanedeki bu hayata bir süre daha devam ediyor şayet vade dolduysa mavi kodu beyaz bir bez ile karşılıyorlar.

Burada ne olduğunu sonraları anlamaya başlıyorsunuz.

Hastanede tam 32 gündür babamı bekliyoruz basite aldığımız hiç aklımıza gelmeyen kapımızdan geçmez bizim adresi bilmez dediğimiz ölüm burnunuzun dibinde size selam veriyor. O an affallıyorsunuz. Bütün kabadayılığınız, külhanbeyliğiniz, havanız, paranız, malınız, sazınız, sözünüz birden diskalifiye oluveriyor ve siz bu soğuk ölüm selamı karşısında adeta yeni doğmuş bir bebek gibi çaresizce yalnızca ağlıyorsunuz. Karşınızdakinin sizi ağlamasından anlamasını bekliyorsunuz. Sonra size bir dizi olasılık anlatılıyor ve bazı durumlarda hastayı kaybedebileceklerini laf arasında ama gayet ciddi bir biçimde bir o kadarda kibar vaziyette size söylüyorlar. Siz de tüm bu söylenenler karşısında sanki tüm kelimeleri unutmuş, dilsiz, ama, sağır gibi kekeleyerek ‘peki biz ne yapabiliriz’ sorusunu pekte altı dolu olmadan soruveriyorsunuz. Cevaplar yine net olmamakla birlikte yüzde şu kadar şöyle olursa şöyle olur gibilerinden matematiksel rakamların kombinasyonlarıyla veriliyor.

Burada tüm sesler ve sözler önemli.

Gün içinde konuşurken çoğunlukla fark edemediğimiz bir çok kelimenin burada çok ciddi anlamları var. Karşı odamızda yatan 17 yaşındaki bir kız hastanın durumu ağır. Başı biraz kalabalıktı geleni çok oldu ama gel gör ki gideni de çok oldu ve onu asla yalnız bırakmayan, bırakmayacak yegane dostu, canı, Annesi kaldı. Dedim ya burada öyle kelimeler öyle bir içten söyleniyor ki anlamı 500 kitaba sığmaz desem herhalde mübala etmiş olmam. Saat 22’00 da bu güzel kızın ziyretçileri gitti bu sırada Anneside kısa bir soru sormak için hemşirenin yanındaydı bir anda koridorda ‘Anne’ diye bir inleme duyuldu ve aynı anda koridorda koşan sağa sola bakmadan adımını olabildiğince geniş atmaya çalışan biraz daha hızlı koşsa bastığı yeri çökertecek bir kadının koşuşu tüm koridoru sessizliğe boğdu. Bu güzel kızın güzel kalbi çok hızlı çarpıyordu. Annenin arkasından beş altı kişi daha odaya girdi neyseki bu seferde selam vermeye gelmişti. İşte bu olaydan sonra anladım ki kelimeler bazı durumlarda dilden değil tam yüreğin içinden geliyormuş.

Burada hayat, bir yolculuğun son durağı gibi geliyor insana.

Ne kadar korksada herkes burada durum tam olarak bu ve gözlemlediğim kadarıyla ne kadar kaçınılsada herkesin aklında, gözlerinde o ihtimal hep var.

Dile kolay otuz iki gün. Şayet müsade olurda biraz daha kalırsam yine yazarım ama şimdi gidip tansiyon durumu hakkında bilgi almam lazım. Sonra yine görüşürüz inşallah.

“5. Kat 1553 Numaralı Oda” için bir cevap

  1. Sairulzaman dedi ki:

    Yüce Mevla Şafi İsmi Hürmetine Şifa Versin inşAllah.
    O Kaçınılmaz Sona Geldiğimizde De Hayr’la Gitmeyi,
    Şehadetle Ölmeyi Muvaffak Etsin…

    Kalb’i Selamlar ile…

Bir Cevap Yazın